HaberGo
Dünya

Husiler'in Suudi Saldırıları Mekke İttifakı'nı Sınıyor: Pakistan 'Hazırız' Dedi, Türkiye Uzak Durdu

Yemenli Husilerin Suudi petrol tesislerindeki son saldırıları, 41 ülke üyeliğinde Mekke İttifakı'nın ortak savunma mekanizmasını ilk kez ciddi bir testle yüz yüze getirdi. Pakistan ittifakın devreye gireceğini sinyallerdi, Türkiye ise kınamada ittifaktan yana atmadı.

HMHaber Merkezi
· 2 dk295 okunma
Husiler'in Suudi Saldırıları Mekke İttifakı'nı Sınıyor: Pakistan 'Hazırız' Dedi, Türkiye Uzak Durdu
Husiler'in Suudi Saldırıları Mekke İttifakı'nı Sınıyor: Pakistan 'Hazırız' Dedi, Türkiye Uzak Durdu

Yemen merkezli Husi grubunun (Ansarullah) 7 Eylül 2026 tarihinde Suudi Arabistan'ın östeki Buqayk ve Hürmeys petrol işleme tesislerine yönelik füzeli ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı, bölgedeki askeri dengeleri ve kurumsal güvence mekanizmalarını sorgulatan en son gelişme oldu. Saldırı, 2019 Aramco operasyonundan bu yana en kapsamlı Suudi toprağına yapılan darbe olarak kaydedildi ve Riyad'ın 'stratejik sabır' politikasının sınırlarını test etti.

İttifak metninde 'otomatik yardım' yok, 'koordinasyon' var

2015'te Riyad'da kurulan ve 41 Müslüman ülkeyi çatı altında toplayan İslami Askeri Terörle Mücadele İttifakı (IMCTC), bilinen adıyla 'Mekke İttifakı', kurucu metninin 3. Maddesinde "üyelerden birine yapılan saldırı durumunda ortak savunma" hükmünü barındırır. Ancak NATO'nun 5. Maddesi (Anlaşma 5) gibi 'birine yapılan saldırı herkesine yapılan saldırı sayılır' şeklinde otomatik bir tetikleme mekanizması içermemektedir. İttifakın çalışma prensibi, üye ülkelerin "milli kararları" çerçevesinde askerî, istihbarati ve lojistik destek sağlayacakları bir "koordinasyon merkezi" modeline dayanır. Bu nedenle ittifakın devreye girmesi, üye ülkelerin siyasi iradelerine ve bölgesel hesaplarına bağlı kalmaktadır.

Pakistan: 'İttifak sorumluluklarını üstlenecek'

Suudi Arabistan'ın en yakın askeri müttefiki ve ittifakın ilk komutanlığını (Genelkurmay Başkanı Raheel Şerif) üstlenen Pakistan, Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada "Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğü ve güvenliğine yönelik herhangi bir tehdidin, ittifak çerçevesinde değerlendirileceğini ve gerekli durumda ittifakın sorumluluklarını üstleyeceğini" belirtti. İslamabad kaynakları, bu ifadenin askeri müdahale çağrısı değil, diplomatik bir uyarı ve ittifak sadakatini test eden bir mesaj olduğunu vurguladı. Pakistan'ın Suudi Arabistan ile askeri eğitim, personel devriyeleri ve nükleer zırh altındaki güvenlik garantileri derinliği, bu duruşun arka planını oluşturuyor.

Türkiye: Kınama evet, ittifak atıfı yok

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 8 Eylül tarihli basın bildiriminde saldırıları "bölge barışını ve istikrarını tehdit eden, sivil altyapıyı hedef alan kabul edilemez eylemler" olarak kınarken, metinde Mekke İttifakı'na veya ortak savunma maddesine hiçbir atıfta bulunmadı. Ankara'nın bu tutumu, Türkiye'nin ittifakın kurucu üyelerinden olmaması (özgürlük ve sekteryen denge endişeleriyle gözlemci statüsünde bile bulunmaması), İran ile sürdürülen hassas denge politikası ve Suriye/Irak politikasında Husi benzeri aktörlerle dolaylı iletişim kanallarını koruma ihtiyacından kaynaklanıyor. Diplomasatik çevreler, Türkiye'nin "bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından çözülmesi" ilkesi çerçevesinde, Suudi-Iran normalleşmesi (Pekin Anlaşması ruhu) bozulmaması adına bir taraflı askeri bloklanmaktan kaçındığını kaydediyor.

Kızıl Deniz krizi gölgesinde yeni bir 'güvenlik mimarisi' arayışı

Husiler'in "Filistin dayanışması" gerekçesiyle Kızıl Deniz'de ticaret gemilerini hedef almaya devam etmesi ve Suudi toprağına fuzeleri ulaştırması, ABD'nin başlattığı "Güvenlik Koridoru" ve IMCTC gibi yapıların pratikte ne kadar işlevsel olduğunu sorgulatıyor. Suudi Arabistan, 2023'te İran ile diplomatik ilişkileri yeniden başlattıktan sonra (Çin aracılığıyla), Husiler ile de dolaylı müzakere masasında oturuyor. Ancak son saldırı, Riyad'ın "güvenlik garantisi" arayışını ABD'den öteye, bölgesi ittifaklarına genişletip genişletmeyeceğini belirleyecek bir kırılma noktası olarak görülüyor. Uzmanlar, ittifakın askerî bir komuta yapısından ziyade "politik bir irade platformu" olarak kaldığı sürece, Suudi Arabistan'ın tek başına ceza verici darbeler (hava operasyonları, liman blokajları) tercih edeceğini, ittifakın ise sembolik bir dayanışma bildirigiyle yetineceğini öngörüyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi