HaberGo
Dünya

Çin, ABD ve İran'a 'Gerilimi Azaltın' Çağrısı Yaptı: Nükleer Anlaşma İçin Yeni Diplomatik Girişim

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin 'maksimum baskı' politikasını eleştirirken İran'dan da nükleer taahhütlerine dönmesini istedi; Pekin, BM çatıası altında siyasi çözüm için üç maddelik yol haritası sundu.

HMHaber Merkezi
· 2 dk34 okunma
Çin, ABD ve İran'a 'Gerilimi Azaltın' Çağrısı Yaptı: Nükleer Anlaşma İçin Yeni Diplomatik Girişim
Çin, ABD ve İran'a 'Gerilimi Azaltın' Çağrısı Yaptı: Nükleer Anlaşma İçin Yeni Diplomatik Girişim

Çin Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz hafta BM Genel Kurulu marjında yapılan yüksek seviyeli görüşmelerde ABD ve İran'a yönelik sert bir çağrıda bulundu. Pekin, Washington'un 'maksimum baskı' stratejisinin yollarının tıkandığını, Tehran'ın ise 2015 Nükleer Anlaşması (JCPOA) çerçevesindeki vazgeçilmez hatları aşmaması gerektiğini vurguladı.

Pekin'in Üç Maddelik Yol Haritası

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, New York'taki BM Güvenlik Konseyi toplantılarında sunduğu yazılı teklifte, krizin çözümü için üç temel unsuru öne sürdü: Öncelikle her tarafın askeri tehditlerden ve yaptırımlar tek taraflı kaldırılmasından vazgeçmesi; ikincisi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetimlerine şeffaf bir şekilde devam edilmesi; üçüncüsü de ekonomik yararların (özellikle petrol satışlarının) anlaşma metnine sadık kalarak yeniden canlandırılması. Wang Yi, "Çözüm askeri değil, siyasi bir masada aranmalıdır" ifadelerini kullandı.

ABD Cephesi: 'İran Önce Uyum Sağlasın'

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, aynı platformda Çin'in girişimini "yararlı ancak yetersiz" bulduğunu belirtti. Washington, İran'ın %60 seviyesine kadar zenginleştirilen üran stokunu azaltmadığı ve IAEA denetçilerine erişimi kısıtladığı sürece yaptırımların kalkmayacağını tekrarladı. ABD kaynakları, Çin'in İran'ın petrol ihracatındaki payının büyümesi nedeniyle "tarafsız bir aracı" olamayacağını, ancak etkili bir kanal olduğunu kabul ettiğini sızdırdı.

İran: 'Hakkımız Gasdedilemez'

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghçi ise Çin'in "adil bir duruş" sergilediğini kaydederken, ABD'nin JCPOA'dan tek taraflı çıkışının asıl suçlu olduğunu vurguladı. Tehran, nükleer programının "barışçıl olduğunu" savunarak, ABD'nin güven sağlayıcı tedbirler (güvenlik garantileri ve bankacılık kanallarının açılması) almadığı sürece geri adım atmayacağını bildirdi. Araghçi, "Biz bekleyebiliriz, zaman bizim lehimizde" mesajını verdi.

Bölge ve Türkiye İçin Riskler

Uzmanlar, Çin'in bu girişiminin sadece nükleer dosya değil, Kızıl Deniz krizi ve Lübnan-Israil gerginliği içindeki 'büyük resim' diplomasi bir parçası olduğunu kaydediyor. Orta Doğu'nun en büyük petrol alıcısı olan Çin, Hormuz Boğazı'nı kapatma riskine karşı enerji güvenliğini korumak zorunda. Türkiye için ise bir olası çatışmanın veya anlaşmazlığın sürmesi, Suriye ve Irak sınırlarındaki güvenlik dengeyi bozabileceği gibi, enerji fiyatlarındaki volatiliteyi (dalgalanmayı) artırarak ekonomiye yansıyabilir. Ankara, Pekin'in bu hamlesini "bölgesel istikrar için olumlu" bulsa da, somut sonuç alana kadar tedbirli duruyor.

Diplomatik gözlemciler, önümüzdeki aylarda Muskat veya Bağdat aracılığıyla dolaylı görüşmelerin (proximity talks) yeniden başlatılabileceğini, ancak ABD başkanlık seçim sürecinin (kasım 2026) bu süreci dondurabileceğini öngörüyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi