Siirt'te Aksa Tufanı yıl dönümü: "Gazze son çocuğu özgürce gökyüzüne bakana kadar yanındayız"
Siirt Filistin Dayanışma Platformu, 7 Ekim yıl dönümünde basın açıklamasıyla Gazze direnişini selamladı; Orhan Ay: "İnsan onurunu merkeze alan adil dünya kurulana kadar ayaktayız."

Siirt Filistin Dayanışma Platformu, 7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümü dolayısıyla Siirt Merkez Güres Caddesi'nde, Sacaklar Ortaokulu yanında düzenlediği basın açıklamasında Gazze'deki insani dramın ve Filistin direnişinin küresel anlamına dikkat çekti. Platform adına açıklamayı okuyen Peygamber Sevdalıları Derneği Başkanı Orhan Ay, "Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız" diyerek sürece devam edileceğini vurguladı.
"Modern tarihin en büyük kırılma noktası"
Program Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende, Orhan Ay 7 Ekim'i "modern tarihin en büyük kırılma noktalarından biri" olarak tanımladı. Ay, yaşananların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, Batı merkezli insan hakları anlayışının Gazze enkazları altında kaldığını ve küresel düzenin sarsıldığını kaydetti. "Amacımız yalnızca bir tarihi hatırlamak değil; Gazze'de yazılan destansı direnişi, Siyonist barbarlığın gerçek yüzünü ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğu tarihe not düşmektir" ifadeleriyle sözlerini şekillendirdi.
7 Ekim'in bağlamı: "Sebepsiz bir patlama değil"
Ay, 7 Ekim'i geçmişten kopuk, sebepsiz bir patlama veya sınır çatışması olarak değerlendirmeye karşı uyardı. Onlarca yıldır süren sistematik işgal, mülksüzleştirme, Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıklar ve Gazze'ye uygulanan ambargo karşısındaki meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışı olduğunu belirtti. Aksa Tufanı'nın, işgalci rejimin askeri üstünlüğü algısını yıktığını, telleri, duvarları ve istihbaratıyla "kibir kalesi" kurmuş sistemde geri dönülemez bir gedik açtığını ifade etti. Bu hamleyle unutturulmak istenen Filistin davasının yeniden küresel siyasetin merkezine oturduğunu savundu.
İki aykırı tablo: Soykırım ve izzet
7 Ekim sonrası süreci ele alan Ay, dünyanın İsrail'in "gerçek yüzüne" şahit olduğunu, bir yanda Batılı desteğiyle soykırım, diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti olduğunu aktardı. Gazze'nin topyekün yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmediğini, yıkıntılar arasından yükselen bu dik duruşun dev bütçeli orduların ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini sildiğini belirtti.
"Gazze artık küresel vicdanın adresi"
İsrail saldırılarının adalet ve uluslararası hukuku da hedef aldığını savunan Ay, "Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir" dedi. Batı kentlerindeki sokak protestolarından üniversite direnişlerine kadar dünyanın Siyonizm'in maskesini düşürdüğünü, İsrail'in halkların vicdanında meşruiyetini yitirerek uluslararası siyasette de tecride mahkûm olduğunu ifade etti. BM Genel Kurulu'nda Netanyahu'nun konuşması sırasında salonun boşalmasını bu yalnızlığın kanıtı olarak gösterdi.
Devam eden insani kriz ve yardım yetersizliği
Açıklamada Gazze'deki insani krizin boyutları anlatıldı. Sözde barış girişimlerine rağmen bombaların düşmeye devam ettiği, sivil altyapının çöktüğü, temel ihtiyaçların kısıtlandığı ve yardım tırlarının girişi ile getirilen miktarın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşıladığı vurgulandı.
Dua ve birlik çağrısıyla son
Orhan Ay, açıklamayı Filistin halkı için dua ve Müslümanların ümmet bilinci etrafında birleşmesi çağrısıyla bitirdi. Gazze için kapıların açılmasını, direnenlere sarsılmaz yardım ve zafer, şehitlerin makamının yükseltilmesini diledi. Program, İHH Gönüllüsü Ahmed Alhussein'in kapanış duasıyla sona erdi.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
