Okula Dönüşte Ailelere Uyarı: Karın Ağrısı Kaygı Olabilir, Ne Zaman Endişelenmeli?
Uzm. Dr. Deniz Argüz, okul başlangıcında görülen karın-baş ağrılarının kaygı belirtisi olabileceğini, birkaç hafta süren uyumsuzluğun normal, uzayanların ise uzman gerektirdiğini açıkladı.

Türkiye genelinde okullar açıldı. Tatil düzeninden okul ritmine geçiş, çocuklarda sadece isteksizlik değil, bazen de sözcüksüz bir acı olarak karşımıza çıkıyor. DoktorTakvimi'ne konuşan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Deniz Argüz, bu dönemde ailelerin dikkat etmesi gereken ince çizgileri çizerken, "Korkacak bir şey yok" demek yerine duyguları meşrulaştırmanın önemi vurguladı.
Kaygı dili bilmeyen çocuklar vücutla konuşuyor
Argüz, özellikle küçük yaş gruplarında kaygının her zaman "okula gitmek istemiyorum" diyerek ifade edilmediğine dikkat çekti. "Çocuklar yaşadıkları gerimi sözlü anlatamadıkları için karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı ve ağlama krizi gibi bedensel şikâyetler üretirler" diyen uzman, bu belirtilerin okul sabahları yoğunlaşması, hafta sonlarında azalması ve çocuğun okula gitmemek için yoğun direnme göstermesi durumunda "okul reddi" sinyali olabileceğini belirtti. Argüz, bu şikâyetlerin organik bir hastalık kaynaklı da olabileceğini hatırlatarak, tekrarlayan ve şiddetli yakınmalarda mutlaka çocuk sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini ekledi.
"Anlıyorum" demek "Korkma" demeden daha güçlü
Ailelerin sakin, tutarlı ve destekleyici duruşunun, çocuğun uyum sürecini belirlediğini kaydeden Argüz, "Korkacak bir şey yok" cümlesinin çocuğu geçersiz hissettirebileceğini, onun yerine "Bu yeni durum sana zor geliyor, anlıyorum ama okula gitmen gerekiyor" gibi ifadelerin hem duyguyu kabul ettiğini hem de sınırı koruduğunu açıkladı. Kaygı yüzünden okula gitmemeye izin verilmesinin sorunu kökleştiğini, bu dengeyi kurmanın ise çocuğun güvenliğini artırdığını ifade etti.
Uyku ve ekran: Uyumun gizli motoru
Tatilde kayan uyku saatlerinin kademeli düzeltilmesi, akşam üstü ekran kullanımının kısıtlanması ve okul çantasının gece hazırlanmasının, sabah kaosunu önleyip çocuğun kontrol hissi vermesi açısından kritik olduğunu belirten Argüz; sabah rutininin (uyanma, kahvaltı, çıkış) sabit bir düzende işlemesi gerektiğini vurguladı. Bu öngörülebilirlik, belirsizlikten kaynaklanan anksiyeteyi azaltıyor.
Arka planda zorbalık veya akademik baskı olabilir
Okula gitmek istememenin tek sebebi ayrılık kaygısı değil. Argüz, akademik güçlükler, öğretmen ilişkisindeki sorunlar ve akran zorbalığının da bu tablonun achterinde yatabileceğini uyardı. Çocuğun içine kapanması, sevdiği aktivitelerden vazgeçmesi, arkadaş ortamından uzaklaşması ve ani davranış değişiklikleri zorbalık şüphesi için kırmızı bayrak olmalı. Böyle bir durumda aile, öğretmen ve rehberlik servisinin ortak hareket etmesi şart.
Değer notlarla ölçülmemeli
Çocuğun değerinin sadece rapor notlarıyla bağdaştırılmasının, başarısızlık korkusunu ve okula yönelik olumsuzluğu beslediğini belirten uzman, ailelerin sonuç odaklı değil, süreç ve çaba odaklı bir dil kurması gerektiğini hatırlattı. Argüz, bu belirtilerin birkaç hafta içinde azalması beklenirken, süresi uzayan, şiddetlenen ve çocuğun okul-aile-sosyal yaşamını etkileyen durumlarda Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanından destek alınmasının doğru adım olacağını nettleştirdi.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
