Necip Hablemitoğlu'nü öldürenler hâlâ karanlıkta: 24. yılında 'Necip Abi' mirası ve adalet arayışı
18 Aralık 2002'de Ankara'da silahlı saldırıya uğrayan araştırmacı gazeteci Necip Hablemitoğlu'nun 24. ölüm yıldönümünde, belgelerle yazma yöntemi, hedef olma nedenleri ve hâlâ bitmeyen adalet süreci anlatılıyor.

Ankara'nın soğuk bir kış günü, 18 Aralık 2002. Çankaya'da evinin kapısında bekleyen iki kurşun, Türkiye'nin en titiz araştırmacı gazetecilerinden Necip Hablemitoğlu'nun hayatını kesmiş, geride bitmemiş bir dava ve derin bir miras bırakmıştı. Bugün, o günden 24 yıl geçmesine rağmen cinayetin faili meçhul kalmaması için atılan adımlar, yargıçların değişimi ve dosyanın gizliliği hâlâ gündemdeki en büyük soru işaretlerini oluşturuyor.
Arşiv odaklı gazeteciliğin 'usta' ismi
"Necip Abi" lakabıyla anılan Hablemitoğlu, gazeteciliği bir meslekten öte bir 'vefa' ve 'amanet' olarak gören nadir isimlerden biriydi. Günaydın, Yeni Şafak ve Yeniçağ gazetelerinde yazdığı köşelerde ve Kölelik Devri, Türkiye'de Sol, Fethullah Gülen ve Cemaat gibi kitaplarında kullandığı yöntem, gazeteciliğin 'belgeler konuşuyor' prensibine nasıl sadık kalınacağını öğretiyordu. Arkadaşları ve meslektaşları, onun bir haber için arşivi baştan sona taramadan, birden fazla kaynağı teyit etmeden kaleme almadığını, bu titizliğin de onu hem takipçisi hem de hedefi yapan tarafların radarı üzerine oturduğunu anlatır.
Neden hedef seçildi? Belgelerdeki izler
Cinayet dosyalarında ve sonrasında açığa çıkan Ergenekon ve Balyoz davaları tutanaklarında, Hablemitoğlu'nun öldürülmesinin arkasındaki mantık, onun "bilinmemesi gerekenleri belgeleyecek kadar cesur ve donanımlı" olması üzerine kuruldu. Özellikle 1990'lı yıllarda derin yapılar, gizli örgütler ve belirli cemaatler üzerine yaptığı araştırmalar, onu tehlikeli bir hedefe dönüştürmüştü. Dava dosyalarına göre, cinayet işlendiği gün kullanılan silahın ve motorlu taşıtın izlerinin takibi, olayı sadece 'faili meçhul bir cinayet' olmaktan çıkarıp, örgütlü bir yapıya işaret eden deliller sundu. Ancak yargı sürecinde şüphelilerin serbest bırakılması, tanıkların ifadelerinden ödün verilmesi ve dosyaya konulan 'gizlilik' kararı, aydınlatmanın engellendiği izlenimini pekiştirdi.
24 yıl, 8 yargıç ve hâlâ bekleyen karar
Hablemitoğlu cinayeti dosyası, 24 yıl boyunca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Bu süreçte dosya 8 farklı yargıç elinden geçti. Her yeni yargıç ataması, dosyanın baştan incelenmesi ve sürelerin uzaması anlamına geldi. 2013'te başlayan ve 'Ergenekon' çerçevesinde birleştirilen davalarda, cinayetin planlandığı, finansmanının sağlandığı ve infaz edildiği yönünde iddianameler hazırlandı; Muzaffer Tekin, Veli Küçük gibi isimler şüpheli olarak yargılandı. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarıyla dosyanın bölünmesi ve yeniden birleştirilmesi, adaletin gecikmesine sebep oldu. Hablemitoğlu ailesi ve avukatları, son başvurularında 'adalet gecikmiş sayılır' vurgusuyla Anayasa Mahkemesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuru yollarını da değerlendirdiklerini belirtiyor.
Geriye kalan: 'Belgelerle yazan gazeteci' modeli
Necip Hablemitoğlu'nun mezarı başında her yıl tören düzenleyen genç gazeteciler, onun mirasının sadece bir anma töreni olmadığını, günlük haber yazımında 'kaynakça' ve 'belge' arayışının bir disiplin haline getirilmesi gerektiğini söylerler. "Onu hatırlarken mesleğe verdiği değeri özellikle anmak gerekiyor. Çünkü Necip Abi için gazetecilik, yapılması gereken bir işten daha fazlasıydı" diyen meslektaşları, hâlâ çözülmeyen cinayet dosyasının, Türk basın tarihinin en acı ve açık yaralarından biri olduğunu vurguluyor. 24. yıl anısına yapılan panel ve kitap imza törenlerinde, genç neslin Hablemitoğlu arşivlerini dijitalleştirme çalışmaları başlattığı bildiriliyor; böylece 'Necip Abi' nin yöntemi, onun yazdığı belgelerle birlikte geleceğe taşınıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
