HaberGo
Kripto Analiz

MIT Profesörü Médard: Blok zinciri kuantum güvenliği için makineler değil, matematik yeterli

Optimum kurucu ortakları ve MIT profesörü Muriel Médard, mevcut klasik kriptografik yöntemlerin kuantum bilgisayarlara karşı blok zincirlerini korumak için yeterli olduğunu, donanım yarışının yanıltıcı olduğunu savundu.

HMHaber Merkezi
· 2 dk270 okunma
MIT Profesörü Médard: Blok zinciri kuantum güvenliği için makineler değil, matematik yeterli
MIT Profesörü Médard: Blok zinciri kuantum güvenliği için makineler değil, matematik yeterli

Boston — Massachusetts Institute of Technology (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri bölümünden Profesör Dr. Muriel Médard, blok zinciri alandaki kuantum tehdidi algısını sorgulayan bir analizde, "kuantum dayanıklı" altyapı için özel donanım veya kuantum bilgisayarların kendilerine ihtiyaç olmadığını, mevcut matematiksel araç setinin zaten yeterli olduğunu öne sürdü.

Optimum'un kurucu ortaklarından biri olan Médard, kuantum bilgisayarların şifreleme standartlarını kırması beklentisinin, sektörün odaklanmasını yanlış yönlendirdiğini belirtti. "Blok zincirleri kuantum güvenli hale getirmek için kuantum bilgisayarlarına ihtiyacımız yok. Klasik matematik zaten bize gerekli araçları veriyor," diyen profesör, çözümün "post-kuantum kriptografiye" (PQC) geçişte, donanım tabanlı kuantum anahtar dağıtımı (QKD) yerine, yazılım tabanlı algoritmik dayanıklılıkta yattığını vurguladı.

NIST standartları ve şema geçişi

ABD Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), Ağustos 2023'te ilk post-kuantum kriptografi standartlarını (ML-KEM, ML-DSA, SLH-DSA) duyurmuş, Ağustos 2024'te de bu standartları nihai hale getirmişti. Médard'a göre, blok zinciri protokolleri için kritik olan bu standartların benimsenme hızıdır. Mevcut eliptik eğri kriptografisi (ECDSA, EdDSA) kuantum algoritmaları (Shor algoritması) tarafından kırılabilse de, NIST onaylı çaprazlama tabanlı (lattice-based) veya hash tabanlı imza şemaları, klasik bilgisayarlarda çalışarak bu tehdidi bertaraf ediyor.

Analiz, geçişin temel engelinin matematiksel eksiklik değil, ağ etkisi ve geriye dönük uyumluluk maliyetleri olduğunu kaydediyor. Bitcoin ve Ethereum gibi büyük ağlarda imza algoritması değiştirmek (hard fork), tüm kullanıcıların cüzdanlarını güncellemesini ve ekosistem entegrasyonlarını (borsalar, donanım cüzdanları, node yazılımları) koordine etmeyi gerektiriyor. Bu lojistik zorluk, kriptografik kırılganlıktan çok daha büyük bir bariyer oluşturuyor.

Performans ve blok boyutu dengesi

Médard, post-kuantum imza şemalarının (örneğin Dilithium veya SPHINCS+) getirdiği imza boyutu ve doğrulama süresi artışının, blok zinciri performans parametrelerini (blok boyutu, gas limiti, TPS) nasıl etkileyeceğini modellemek gerektiğini belirtti. Hash tabanlı şemalar (SLH-DSA) daha küçük genel anahtarlar sunsa da imza boyutları kilobayt seviyelerine çıkabiliyor; bu durum blok alanı maliyetli ağlarda (Ethereum L1, Bitcoin) ciddi bir maliyet artışına yol açabilir. Çaprazlama tabanlı şemalar (ML-DSA) ise daha dengeli bir performans profili sunuyor.

Uzman, "Makine (kuantum bilgisayarı) tehdidi gerçek ama çözüm matematikte gizli. Yarış kuantum bilgisayarı yapmakta değil, mevcut protokolleri NIST standartlarına uygun hale getirmekte," diyerek, sektörün odaklanmasının "kuantum donanımı" pazarlamasından "protokol standardizasyonu ve geçiş mühendisliği"ne kayması gerektiğini savundu.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi