HaberGo
Ekonomi

Küresel Ticaret Savaşı: ABD-Çin-AB Üçgeninde Türkiye'nin Daralan Manevra Alanı

2026'da tarif bariyerleri zirvede; AB'nin Çin'e elektrikli araç vergisi ve ABD'nin yonga kontrolleri Türkiye'yi de zorlayan yeni bir düzleme itiyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk47 okunma
Küresel Ticaret Savaşı: ABD-Çin-AB Üçgeninde Türkiye'nin Daralan Manevra Alanı
Küresel Ticaret Savaşı: ABD-Çin-AB Üçgeninde Türkiye'nin Daralan Manevra Alanı

Küresel ticaret, "guerre commerciale" (ticaret savaşı) terminolojisinin artık bir metafor değil, günlük operasyonel bir gerçeklik olduğunu kanıtlayan bir dönemden geçiyor. ABD, Çin ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki üçgen çekişme, 2026'nın son çeyreğinde sadece gümrük vergilerini değil; yatırım akışlarını, tedarik zinciri coğrafyasını ve hatta askerî ittifakların ekonomik alt yapısını da yeniden yazıyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tahminlerine göre küresel ticaret hacmi büyümesi uzun vadeli ortalamaların altındaki %2.5 bandında seyirde kalarken, korumacılık dalgaları gelişmekte olan ekonomileri en çok darbelenen kısım haline getiriyor.

ABD-Çin Ekseni: Teknoloji Blokajı ve "Ulusal Güvenlik" Kılığı

Washington'in stratejisi, ticaret dengesini düzeltmekten öte "stratejik özerklik" hedefiyle şekilleniyor. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) ve Ticaret Bakanlığı (BIS) koordinasyonunda yürütülen politikada, yapay zeka çipleri, kuantum bilgisayar ve yarı iletici üretim ekipmanları ihracat kontrolleri merkeze alındı. Çin de cevap olarak galyum, cerman ve antimon gibi kritik hammadde ihracatında lisanslama getirerek, Batı'nın yeşil geçiş ve silah sanayi ihtiyacını hedef aldı. Bu "yonga savaşı", global tedarik zincirlerini "friend-shoring" (dost ülkelere taşıma) ve "near-shoring" (yakın kıtalara taşıma) stratejilerine zorluyor; maliyetleri artırıyor, verimliliği düşürüyor.

AB'nin "Stratejik Özerklik" Parçası: CBAM ve Anti-Subsidiye Araçları

Avrupa Birliği, ABD'nin "Inflation Reduction Act" (IRA) teşviklerine ve Çin'in fazlalık kapasitesine karşı iki yüzlü bir savunma oynuyor. Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması (CBAM) geçiş dönemini tamamlayarak 2026'da tam uygulama fazına girdi; çelik, alüminyum, çimento ve hidrojen ithalatçılarından artık karbon maliyeti tahsil ediliyor. Paralel olarak, Komisyon Çin menşeli elektrikli araçlara (EV) ilave gümrük vergileri (bazı markalar için %35-45 bandında) getirerek iç pazarı koruma sinyali verdi. Bu hamleler, AB sanayisinin rekabet gücünü koruma iddiasıyla açıklansa da, Alman otomotiv devlerinin Çin pazarındaki satış riskini artırarak transatlantik ve Avrupa-İpek Yolu eksenlerinde gerginlik yaratıyor.

Türkiye İçin Daralan Koridor: Gümrük Birliği Güncellemesi ve Üçüncü Pazar Riski

Türkiye, bu üçgenin tam ortasında, AB Gümrük Birliği'nden (GB) kaynaklı asimetrik yapıyla en zorlu konumda. AB, Çin'e karşı korumacılık yaparken Türkiye'nin de GB kapsamında üçüncü ülke anlaşmalarını (özellikle Çin ile OEP) güncellemesini zorluyor. Ancak GB'nin güncellenmemesi, Türkiye'yi AB'nin korumacılık duvarının arkasında bırakırken, Çin malı girişine açık bir kapı gibi gösteriyor. İhracatçılar Konfederasyonu (TİM) verilerine göre AB pazarında rekabet eden sektörler (otomotiv yan sanayi, beyaz eş, çelik), hem CBAM maliyetleri hem de Çin'in AB'ye kapatılan pazarını Türkiye'ye yönlendirme riski (trade diversion) ile boğuşuyor. Hazine ve Ticaret Bakanlığı kaynakları, ABD ile ticaret çerçeve anlaşması (TİFA) görüşmelerinin hızlandırıldığını, ancak "Section 232" çelik/alüminyum kotalarının kalkmasının hâlâ takip edilecek bir takvim olmadığını gösteriyor.

Uzmanlar: "Kazan-Kazan Yok, Sadece Hasar Kontrolü Var"

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve TEPAV'den bağımsız ekonomistler, mevcut ortamın "sıfır toplam oyunu"ndan çıkarak "negatif toplam oyuna" döndüğünü vurguluyor. WTO'nun uyuşmazlık çözme mekanizmasının işlevsizliği (Hakem Heyeti üyeliği eksikliği), tarafların tek taraflı tedbirlere (Section 301, Anti-Dumping, CBAM) kaçışını meşrulaştırıyor. Türkiye için stratejik öneri ortak paydada: GB güncellemesi için AB ile "politik irade" yaratmak, ABD ile çelik/alüminyum kotalarında kalıcı çözüm için diplomatık tabanı güçlendirmek ve Orta Asya/Körfez pazarlarına lojistik altyapı (Orta Koridor) yoluyla alternatif ihracat rotaları oluşturmak. Ancak bu stratejilerin her biri, iç politik dengelemeler ve dış dengeler arasında ince bir hatti yürümeyi gerektiriyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi