Kentsel Dönüşümde Kira Desteği Yenilendi: Yeni Hesaplama ve Finansman Şartları Ne Durumda?
Son kararnamede kira desteği minimum asgari üstsüne endekslenerek artırıldı; İstanbul'da 6 ayda 284 bin başvuru, kooperatif modeli tartışmalara yol açıyor.

Türkiye'nin deprem riskli alanlardaki kentsel dönüşüm süreci, son aylarda gündeme getirilen yeni finansman modelleri ve kira destek düzenlemeleriyle kritik bir evreye girdi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Resmi Gazete'de yayımlanan son değişiklikte, tahliye kararı alan vatandaşların kira ihtiyaçları için ödenen destek tutarları, minimum asgari ücret göstergesi üzerinden yeniden hesaplanarak artırıldı. Bu düzenleme, sürecin en büyük engeli olan "kira ödeyememe" riskini azaltmayı hedeflerken, bankaların proje finansmanına girmesi için aradığı teminat yapısını da değiştirdi.
Yeni Kira Desteği Nasıl Hesaplanıyor?
Önceki dönemde sabit tutarlar veya eski endeksler üzerinden giden kira yardımları, enflasyon ortamında vatandaşların konut ihtiyacını karşılamakta yetmez kalıyordu. Yeni kararnamenin 1. maddesinde yer alan düzenlemeyle; tahliye kararı verilen bağımsız bölüm sahiplerine ve kiracılara ödenecek aylık kira desteği, yılın güncel minimum asgari ücretinin belirli bir oranı (yüzde 40-50 bandında değişen katsayılar) üzerinden tespit edilecek. Bu sayede destek, asgari ücret zamlarıyla otomatik olarak güncellenecek ve vatandaşın kirayı karşılama gücü korunmuş olacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortak imzalı tebliğle il il, ilçe ilçe piyasa kira değerlendirme raporları da bu formüle tabi tutuldu.
İstanbul'da Talep Patlaması: 6 Ayda 284 Bin Başvuru
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) verilerine göre son 6 ayda kentsel dönüşüm kapsamında 284 bin 272 bağımsız bölüm için ön başvuru alındı. Bu rakam, 2023 Şubat depremlerinden sonra risk farkındalığının arttığını ve vatandaşların "yıkım ve yeniden inşa" talebinin yoğunlaştığını gösteriyor. Yoğun talep, belediye komisyonlarının inceleme süreçlerini uzatırken; özellikle Zeytinburnu, Esenyurt, Bağcılar ve Küçükçekmece gibi riskli envanterin yoğun olduğu ilçelerde dosya yoğunluğu operasyonel tıkanıklığa yol açıyor. Belediye kaynakları, komisyon kararlarının hızlandırılması için personel kadrolarının artırıldığını ve dijital dosya takip sisteminin devreye sokulduğunu belirtiyor.
Bankalar Finansmanda Ne Durumda?
Projenin hayata geçmesi için en kritik halkayı oluşturan banka finansmanında, son dönemde "Proje Finansmanı" modeli öne çıkıyor. Bankalar, eski modelde kooperatif veya müteahhidin kişisel teminatlarına dayanırken; yeni yapıda projenin kendisinin nakit akımı (kira gelirleri, satış planlaması) üzerinden kredilendiriliyor. Bu modelde banka, proje şirketine (SPV) kredi verirken; müteahhidin projeyi bitirememesi durumunda projeyi devralma ve bitirme yetkisi (step-in rights) alıyor. Bu durum müteahhitlerin nakit akışını zorlasa da, vatandaş için "yarım kalma riskini" önemli ölçüde azaltıyor. TBB (Türkiye Bankalar Birliği) verilerine göre 2024 son çeyreğinde kentsel dönüşüm portföyünde kredi kullanımı önceki yıla göre iki katına yakın arttı.
İzmir Konak Örneğinde Kooperatif Çıkmazı
Süreç her yerde banka garantisiyle ilerlemiyor. İzmir Konak'ta yaşanan süreç, kooperatif modelinin risklerini gözler önüne serdi. Bölgedeki birden fazla kooperatif, müteahhit firmalarla imzaladığı sözleşmelerde mali yükümlülüklerin kooperatife yıkılması, arazi payının düşürülmesi ve teslim tarihlerinin uzatılması nedeniyle işleri durdurdu. Mağdur dava süreçleri, tapu müdürlüklerinin kat irtifakı tesciline engel olurken; Büyükşehir Belediyesi "kooperatif denetimi yetkimizde değil" diyerek süreçten çekiliyor. Bu boşluk, 6306 sayılı Kanun'un kooperatif denetim mekanizmasının zayıflığını ve vatandaşın tek başına kalmasını ortaya koyuyor. Uzmanlar, kooperatif kurma aşamasında "bağımsız denetçi atama" ve "sözleşme standartlaştırma" şartlarının kanunen zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Afet Bölgesinde Farklı Bir Saat: İmar İskanı ve Hızlı Yıkım
Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde süreç, 6306 sayılı Kanun'un geçici maddeleri ve Özel Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı) ile ayrı bir hattan yürütülüyor. Burada kentsel dönüşümden ziyade "afet konutları" ve "immar iskanı" kavramları öne çıkıyor. TOKİ'nin koordine ettiği süreçte yıkım ihaleleri hızlandırıldı; ancak altyapı (su, kanalizasyon, elektrik, yolu) hazırlığı olmayan parsellerde temel atımının yapılamaması, "hızlı üretim" ile "yaşanabilir şehir" arasında bir çelişki yaratıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre afet bölgesinde onaylanan imar planı sayısı 500'ü buldu ancak altyapı tamamlanma oranı plan onay hızının gerisinde kalıyor.
Vatandaşın Kontrol Listesi: İmza Atmadan Önce
Süreç karmaşıklaşırken vatandaşın elindeki tek güç, imzalayacağı sözleşmenin detaylarıdır. Uzman avukatlar ve mühendis odaları şu maddelerin mutlaka kontrol edilmesini öneriyor:
- Kira Desteği: Sözleşmede "yeni kararnamenin 1. maddesine göre, asgari ücret endeksli olarak ödenecek" ibaresinin yer alması.
- Teminat: Banka garantisi (teminat mektubu) veya sigorta poliçesi (Layer poliçesi) müteahhitten alınıp, kooperif/bağımsız bölüme teslim edilmesi.
- Teslim Tarihi: Net bir tarih ve gecikme bedeli (cezai şart) maddesi.
- Kat İrtifakı: Ruhsat alındıktan sonra 30 gün içinde kat irtifakı tescilinin yapılması şartı.
- DASK: Yeni binanın DASK poliçesinin müteahhit tarafından yapılıp, maliyetin proje giderlerine konulmaması (vatandaşa yansıtılmaması).
Kentsel dönüşüm artık sadece "bina yıkıp yeniden yapma" değil; mali mühendislik, hukuki koruma şemsiyesi ve şehir planlamasının kesiştiği çok boyutlu bir operasyon. Yeni kira desteği ve banka finansman modelleri motor gücünü artırsa da; kooperatif denetimi, altyapı senkronizasyonu ve sözleşme standardizasyonu çözülmeden "kentsel iyileşme" hedefi kağıt üzerinde kalma riskini taşıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
