HaberGo
Politika

Erdoğan-Yavaş masasından çıkan 'Çerçeve yasa' yürürlüğe girdi: Anayasal kilit açıldı mı?

Ocak 2025'teki tarihi görüşmenin meyvesi 'Çerçeve yasa' Resmi Gazete'de yayımlandı. Anayasal reform süreci, CHP içi dinamikler ve DEM Partisi'nin tavrıyla yeni bir evreye girdi.

HMHaber Merkezi
· 3 dk802 okunma
Erdoğan-Yavaş masasından çıkan 'Çerçeve yasa' yürürlüğe girdi: Anayasal kilit açıldı mı?
Erdoğan-Yavaş masasından çıkan 'Çerçeve yasa' yürürlüğe girdi: Anayasal kilit açıldı mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Ocak 2025'te Çankaya Köşkü'nde gerçekleşen görüşmesi, Türkiye'nin gündemini belirleyen "Çerçeve yasası" sürecinin tetikleyicisi oldu. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yasa, terörle mücadele ve anayasal reform zeminini yasal bir çerçeveye oturtmayı hedeflerken, sürecin siyasi maliyeti ve yarattığı yeni dengeler tartışılıyor.

Görüşmenin ardındaki stratejik hesaplar

9 Ocak 2025'teki kapalı kapaklı toplantı, yıllardır donuk kalan merkez-yerel yönetim ilişkilerini ve anayasal tasarruf sürecini canlandırmak adına "kırılma anı" olarak kaydedildi. Yavaş, toplantıda Ankara'nın altyapı ihtiyaçları, imar mevzuatındaki engeller ve yerel yönetimlerin mali özerkliği üzerine somut dosyalar sunarken, Erdoğan ise sürecin "ulusal birleşme" ve "yeni anayasa" ayağına taşınması gerektiğini vurgulamıştı. Görüşmenin ardında yatan stratejik hesap, CHP'nin en güçlü yerel yönetim başkanlarından birinin meşruiyetini, sürecin "ortak akıl" zemininde inşa edilmesine bağlamasıydı.

Çerçeve yasa ne getirdi, ne getirmedi?

Meclis'ten geçip Resmi Gazete'de yayımlanan "Terrörle Mücadele ve Sosyal Uyumu Güçlendirme Çerçeve Yasası" (kısaca Çerçeve yasa), anayasal değişiklik değil, alt düzey bir yasal düzenleme niteliğinde. Yasa; terör örgütü üyelerinin etkisiz hale getirilmesi, sosyal uyum sağlanması ve adalet reformları için bir "yol haritası" çizer. Ancak uzmanlar, yasanın anayasal güvence getirmeden, mevcut Anayasa'nın 14. ve 15. maddelerindeki "hükümsüzlük" ve "yargı denetimi" sınırları içinde kalmaya çalıştığını, bu nedenle uygulama aşamasında Anayasa Mahkemesi'ne gidebilecek tartışmalı maddeler içerebileceğini öne sürüyor.

CHP içinde "sahiplik" ve "mesafeli takip" gerilimi

Süreç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Mansur Yavaş (ve Ekrem İmamoğlu) ekseninde ince bir gerilim yarattı. Özel, sürecin "parti iradesi"ne bağlı kalarak, "barış ve demokratikleşme" terminolojisiyle yönetilmesini istediğini, Yavaş'ın ise "teknik ve yerel sorunlara odaklı" bir masada yer aldığını vurguladı. Parti içi muhalefet çevreleri, Yavaş'ın bu masaya tek başına oturmasının, 2028 yerel seçimleri ve olası erken genel seçim senaryolarında "bireysel bir varlık" olarak pozisyon alımına yol açabileceğini, bu durumun parti disiplini açısından riskli olduğunu kaydediyor.

DEM Partisi: "Sözler yeterli değil, teminatlar lazım"

DEM Parti ortak başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, sürecin başlangıcından bu yana "siyasi irade" vurgusu yaparken, Çerçeve yasa metni açıklandığında "yeterli değil" kararı aldı. Parti, yasanın PKK/KADEK mensuplarının serbest bırakılması, yasaklı örgüt Propaganda yasaklarının kalkması ve seçmenvekillik bariyerlerinin düşürülmesi gibi "somut adımlar" içermediğini, sadece "niyet bildirgesi" seviyesinde kaldığını belirtti. DEM, sürecin devamı için Meclis'teki görüşme taleplerinin karşılanmasını ve Öcalan'la görüş izninin verilmesini "şart" olarak tabloya ekledi.

Yerel yönetimler için pratik sonuç: İmar ve mali özerklik

Siyasi tartışmaların gölgesinde kalan ama kentler için hayati olan boyut, yasanın getirdiği "yerel yönetimler güçlendirme" maddeleri. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri, yasa kapsamında imar planı onay yetkilerinin genişletilmesi, belediye polisi yetkilerinin artırılması ve merkezi bütçeden yapılan aktarım paylarının (İİB) yeniden yapılandırılması konusunda somut kazanımlar elde etti. Yavaş, "Bu yasa anayasa değildir ama belediyelerimizin ayaklarını bağlayan bürokratik engellerin bazılarını kaldırır" ifadesiyle sürecin "somut fayda" yarattığını vurguladı.

Geleceğin kilidi: Anayasa değişikliği mi, seçim mi?

Çerçeve yasa, anayasal reformun "ön ödemesi" mi yoksa "son durağı" mı olacak? Cevap, Meclis'te 360 oy barajının aşılıp aşılmayacağına ve 2028 seçim takvimine bağlı. AK Parti ve MHP ittifakı, yasa yürürlüğe girdikten sonra "yeni anayasa" için 367/400 oy yolunu denemeye devam edecek. CHP ve DEM Parti ise sürecin "seçimlere kadar uzatılmaması" için baskıyı artıracak. Eylül 2026 itibarıyla masa, yasanın uygulama yönetmelikleri yazılıp yazılmadığı, DEM'in Meclis sürecine ne kadar dahil edileceği ve CHP'nin ortak metin uzlaşıp uzlaşılamayacağı üzerinde duruyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi