Dünya Öğretmenler Günü'nde çeyrek milyonluk eksiklik ve maaş krizleri gündemde
MEB verilerine göre 60 bini bulan öğretmen açığı ve asgari ücrete yaklaştıran başlangıç maaşları, eğitimin geleceğini riske atıyor.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü törenleri dün ülke genelinde gerçekleştirilirken, mesleğin yapısal sorunları gündemin merkezinde yer aldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre Türkiye'de şu an yaklaşık 60 bin branş öğretmeni açığı mevcut; bu rakam, eşitsiz atama ve ayrılma oranlarıyla birlikte bir sonraki dönemde 80 bini bulması öngörülüyor.
Maaş skalası asgari ücrete kilitlendi
Eğitim-Sen'in Ekim 2026 dönemi "Öğretmen Maaş ve Çalışma Koşulları Raporu"na göre, 10 yılı aşkın süredir kadrolu öğretmenlere yapılmış zamlar enflasyonun çok altında kaldı. 0-5 yıl kıdemli bir öğretmenin net maaşı, 2026 yılı ikinci dönemi için net 33.500 TL seviyesinde gerçekleşirken; aynı dönem asgari ücret net 29.800 TL olarak belirlendi. Farkın sadece %12 civarında kalması, mesleği tercih edilirlik endekslerinde düşürüyor.
Sınıf mevcutları OECD ortalamasının iki katı
Öğretmen sendikalarının ortak vurgusu, personel eksikliğinin doğrudan sınıf kalitesini etkilediği yönünde. Resmi istatistiklere göre ilköğretimdeki ortalama sınıf mevcudu 34, ortaöğretimde ise 38 seviyesinde seyrederken; OECD ortalaması sırasıyla 21 ve 23 olarak kaydediliyor. Bu tablo, "bireysel eğitim" hedefinin mevcut koşullarda neredeyse imkansız hale geldiğini gösteriyor.
Erken emeklilik ve atama sorunu döngüsünü kırıyor
EYT (Emeklilik Yaşı ve Süresi) kapsamında son iki yılda yaklaşık 45 bin öğretmenin ayrılması, açığı derinleştiren en büyük faktör olarak gösteriliyor. Bakanlık, bu boşluğu kapatmak için "Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları"ndaki kontenjanları artırdı ancak mezuniyet sonrası atama bekleme sürelerinin 3-4 yıla uzaması, genç meslektaşları özel sektöre veya yurtdışına itiyor. Türk Eğitim-Sen Başkanı'nın dün yaptığı açıklamada "Maaş ve statü güvencesi olmadan eğitim kalitesi söylemi boş kalıyor" tespiti yapıldı.
Uzmanlar, sorunun tek boyutlu zamlarla çözülemeyeceğini, kariyer merdiveni, yönetmeliksel özerklik ve sınıf başına öğrenci sayısının zorunlu kısıtlanması gibi yapısal reformları gerektirdiğini vurguluyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
