HaberGo
Ekonomi

73 Yıllık Orta Anadolu Mensucat'ta Üretim Durdu: Kayseri'nin Endüstri Mirası Neden Sustu?

1953'ten beri Kayseri'nin kalbi atan Orta Anadolu Mensucat'te makineler sessiz kaldı. Mısır taşınıma iddiaları ve işçilerin belirsiz geleceğiyle 73 yıllık bir devin sonu sorgulanıyor.

HMHaber Merkezi
· 4 dk169 okunma
73 Yıllık Orta Anadolu Mensucat'ta Üretim Durdu: Kayseri'nin Endüstri Mirası Neden Sustu?
73 Yıllık Orta Anadolu Mensucat'ta Üretim Durdu: Kayseri'nin Endüstri Mirası Neden Sustu?

KAYSERİ — 1953 yılında Sümerbank kurumsal çatısi altında faaliyete geçen, Anadolu'nun sanayileşme hayalinin betonlaştığı simgelerden biri olan Orta Anadolu Mensucat (OAM) A.Ş.'de üretim faaliyetleri tamamen durduruldu. Melikgazi ilçesinde yaklaşık 200 bin metrekare kapalı alana yayılan tesislerde, son aylarda kademeli olarak azaltılan vardiyaların ardından makinelerin tamamen sessiz kalması, 73 yıllık bir endüstri mirasının ve binlerce işçinin rızık kaynağının sona erdiğini işaret ediyor. Fabrikanın kapanışı, yalnızca bir işletmenin durması değil; Türkiye tekstil sektörünün yapısal krizinin, enerji maliyetlerinin ve küresel rekabetin Anadolu sanayisini nasıl erittiğinin somut bir tezahürü olarak değerlendiriliyor.

Kademeli Bir Sona Doğru Süreç

Yerel kaynaklara ve sendika gözlemlerine göre fabrika yönetimi, son iki yıldır "üretim planı yok" gerekçesiyle personeli kademeli olarak izinli etmeye başlamıştı. Önce haftalık çalışma günleri kısaltıldı, ardından tamamen "bekleme" moduna alındı. Resmi İş Kurumu kayıtlarına göre işçilere yapılması gereken 집단bildirim (toplu işten çıkarma bildirimi) süreçlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı, yahut işçilerin "izinli" statüsüyle SGK prim günlerinin nasıl korunduğu şu an için en kritik hukuki tartışma konularından biri. Tekstil-İş ve Öz İplik-İş sendikaları, işçilerin haklı alacakları (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti) için yasal sürecin başlatıldığını, ancak şirket varlıklarının (makineler, arazi) likidasyon riski altındaki durumu nedeniyle tahsilatın zorlu olabileceğini kaydediyor.

Mısır İddiaları: Gerçek mi, Stratejik Bir Sızıntı mı?

Kapanış sürecinin en gölgeli ve en çok tartışılan boyutu, fabrikanın makinelerinin ve hatlarının Mısır'a taşınacağı iddialarıdır. Yerel basında yer alan ve sosyal medyada hızla yayılan bu sav, şirket yetkilileri tarafından resmi bir KAP (Kamu Aydınlatma Platformu) bildirimiyle onaylanmamakla birlikte, işçiler ve sendikalistlar tarafından "fabrikayı boşaltmak için bir bahanе" olarak algılanıyor. Mısır'ın son yıllarda metin sektöründe sunduğu teşvikler (düşük işçilik maliyeti, doğalgaz/elektrik fiyat avantajı, AB GSP+ sistemine erişim sağlayan serbest ticaret anlaşmaları), Türk tekstilcileri için güçlü bir "çekme faktörü" oluşturuyor. Ancak bir fabrikayı taşımak, sadece makineleri konteynerlere doldurmak değil; yeni tesis inşaatı, lojistik, personel eğitimi ve pazar entegrasyonu gerektiren yıllık bir yatırımdır. Bu nedenle, mevcut iddiaların, OAM'in varlıklarını nakde çevirip borçları kapatmak adına bir "hızlı likidasyon" senaryosunun parçası olup olmadığı, savcılık ve ticaret sicili müdürlüklerinin incelemesi gereken bir nokta.

Neden Kapanıyor? Yapısal Krizin Anatomisi

Fabrika kapısındaki "Üretim Durdu" tabelasının ardındaki nedenler, tek bir faktöre indirgenemeyecek kadar derin. Sektör uzmanları ve eski yönetim kadroları şu birleşimi işaret ediyor:

  • Enerji Faturası: TL bazında elektrik ve doğalgaz maliyetlerinin son 3 yılda katlanarak artması, iplik dokuma gibi enerji yoğun süreçleri kârsızdan çıkardı.
  • İthal Bağımlılığı: Ham iplik ve kimyasal boyaların neredeyse tamamen ithal edilmesi (dolar/avro kuru etkisi), maliyet yapısını kontrol edilemez hale getirdi.
  • Küresel Rekabet: Çin, Bangladesh, Vietnam ve artık Mısır gibi ülkelerdeki üretim maliyetleriyle, TL'nin reel değer kaybı karşılanamayan bir fiyat rekabeti içine girdi.
  • Yatırım Eksikliği: Özelleştirme sonrası gelen yeni mülkiyet yapılarının (özellikle son 10-15 yıldaki el değiştirmeler), teknoloji yenilemesine (İndüstri 4.0, otomasyon) yönelik ciddi yatırım yapmaması, fabrikayı "eski teknoloji tuzağına" itti.

İşçiler: "Evimizdi Bu Fabrika"

Kapı önünde toplanan emekli ve mevcut işçiler için OAM sadece bir iş yeri değil; Kayseri'nin sosyolojisini şekillendiren bir "mahalle"di. 1970-80'lerde 5.000'i bulan işçi sayısı, son dönemde otomasyon ve kademeli durdurma ile birkaç yüze indirilmış olsa da, her bir işçinin arkasında bir aile ekonomisi duruyor. Sendika yetkilileri, "İşçiler yıllar yılı bu makinelerin başında emeği geçti, şimdi hakları hukuki bir labirent içinde kalmasın diye her yolu deneyeceğiz" diyor. Valilik ve İl İş Kurumu yetkililerinin, işçilerin alacaklarının teminatı için şirket varlıklarının haczedilmesi/haciz önlemi alınması konusundaki tavrı, gelecek haftalar için kritiktir.

Siyasi Yankı ve İmar Riski

Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı ve Milletvekilleri fabrikayı ziyaret edip, "Kayseri üretimini kaybediyor" mesajı vererek süreci gündeme taşıdı. Diğer partilerden (AKP, CHP, MHP, İYİ Parti) henüz fabrika kapısında eylem yapmayan, ancak yazılı soru önergesi ve genel kurul konuşmalarıyla süreci takip eden yerel yönetimlerin, bu alanın imar statüsüne bakışı da merak konusu. 200 bin metrekarelik bu prim sanayi arsasının, Kayseri'nin hızla büyüyen kent dokusu içinde "konut/ticaret alanı"na dönüştürülmesi riski, kentin planlamacıları ve sivil toplumu için kapanıştan bile büyük bir ikinci tehlike oluşturuyor.

Gelecek Ne Getirir?

Orta Anadolu Mensucat'ın kapanışı, Anadolu'nun "fabrikalar kurarak kalkınma" modelinin zorlu bir gerçekle yüzleşmesidir. Eğer makineler gerçekten Mısır'a gidiyorsa, bu bir kapital kaçı değil, küresel sermayenin mantığının Türkiye'deki reel sektörü nasıl terk ettiğinin belgesidir. Eğer gidmiyorsa ve sadece hurda olarak satılıyorsa, bu bir miras hırsızlığıdır. Şu an için net olan tek şey: 13 Eylül 2026 Pazar günü, Kayseri'nin göğsünde 73 yıldır atan bir kalp durdu. Ve bu kalbin tekrar atması için; ya ciddi bir yatırımcı (yerli veya yabancı) devreye girmeli, ya da devlet Politikası ile bu alanın sanayi kimliğinin korunması ve yeniden canlandırılması için bir "Kayseri Tekstil Özel İdaresi" modeli gibi radikal çözümler üretilmeli. İşçiler, şehir ve ekonomi cevabı bekliyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi