Örgütün yazılı açıklaması
Hizbuttahrir, 16 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı yazılı açıklamada, "Asıl suçlu laik düzendir, asıl sorumlular ise bu laik kapitalist düzenin koruyucularıdır" ifadelerini kullandı. Açıklamada, "Bu gencecik çocukları profesyonel bir tetikçi soğukkanlılığıyla bu suça sevk eden kimdir? Yıllardır sıralarında diz çürüttükleri laik eğitim sistemi değil midir?" şeklinde sorular yöneltildi.
Sosyal medya propagandası
Yazılı açıklamanın ardından örgüt, propaganda yayını Köklü Değişim Dergisi'nin sosyal medya hesapları üzerinden "Suçlu kim? Gençler mi, laik sistem mi?" başlıklı içerikler üretmeye başladı. Bu kapsamda, Hizbuttahrir'in sözde ilahiyatçılarından "Abdullah İmamoğlu" kod adlı Zekerriya Ceran, açıklamadan bir gün önce aynı başlıkla bir video demeci paylaştı. Ceran, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bu denli savrulmanın esasını konuşuyorken, bu gençlerin küçük dünyalarında yaşadıkları travmalar, psikolojik sıkıntılar, oyun mübtelalığı ya da bir takım rahatsızlıklarla sınırlandırmak ve bunu esas sebep görmek temelden yanlış bir değerlendirme olacaktır. Bunlar birer sonuçtur. Esasi sebep, hilafet enkazı üzerine kurulmuş olan kapitalist laik sistemin bizatihi kendisidir."
Panel programları başladı
Ceran'ın gerici söylemlerinin ardından örgüt, Türkiye'deki yapılanmaları aracılığıyla aynı başlıklı panel programları düzenlemeye başladı. Bu kapsamda, Köklü Değişim Ankara Çubuk Temsilciliği'nde yazar Remzi Özer tarafından 24 Nisan 2026 tarihinde "Suçlu kim? Gençler mi, laik sistem mi?" başlıklı bir panel düzenlendi.
Hizbuttahrir'in yasal statüsü
Hizbuttahrir, Yargıtay'ın kararıyla Türkiye'de terör örgütü olarak kabul ediliyor. Örgüt, hilafet devleti kurma amacıyla dünya genelinde 40'tan fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye'de son dönemde kabul edilen yasal düzenlemelerle, Hizbuttahrir'e üye olan veya destek sağlayanlara 15 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor.
Editör Yorumu
Hizbuttahrir'in okul saldırıları üzerinden laik eğitim sistemini hedef alan propagandası, toplumsal barış ve eğitim güvenliği açısından ciddi endişelere yol açıyor. Terör örgütü olarak kabul edilen yapıların bu tür söylemlerle toplumu polarize etme çabaları, demokratik eğitim sistemine yönelik bir tehdit oluşturuyor. Güvenlik birimlerinin bu tür propaganda faaliyetlerine karşı etkin önlemler alması, eğitim kurumlarının güvenliği ve toplumsal huzurun korunması açısından hayati önem taşıyor.








Yorumlar
Yorum Yap