Gözden Kaçırmayın
Sümeyye Aydoğan'dan Magazin Haberlerine Yanıt: "Yalan Haberler"İkinci Duruşmada Kritik Savunmalar
Oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ve sosyal medya fenomenleri dahil 21 sanığın yargılandığı boykot davasının ikinci duruşması bugün İstanbul'da görüldü. Kapasite yetersizliği nedeniyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin salonunda yapılan duruşmada sanıklar savunmalarını yaptı.
Üzümoğlu'ndan Tarihi Çıkış: "Aynı Şeyi Yapıyor"
Cem Yiğit Üzümoğlu, mahkemede yaptığı savunmada çarpıcı ifadeler kullandı. "Yaşanan ihlallerde ben de tanık ve mağdur oldum. Paylaşımlarımın suç olduğunu düşünmüyorum" diyen Üzümoğlu, "Cumhurbaşkanının da aynı şekilde boykot çağrıları bulunuyor. O zaman bu nasıl suç olabilir? Suçsuzum beraatimi talep ediyorum" şeklinde konuştu.
"Seti Basalım" İfadesine Açıklama
Hakimin "Teşkilat dizisinin setini basalım şeklinde ifadeleriniz var. Basalım derken kastınız neydi?" sorusuna Üzümoğlu, "Basalım'dan kastımız meslektaşımızın yaşadığı mağduriyeti dile getirmektir. Oradaki ifade daha çok argo bir ifade" yanıtını verdi. Üzümoğlu, sendikal haklar kapsamında dizinin setine gitmeyi düşündüklerini ama bunu gerçekleştirmediklerini belirtti.
Sosyal Medya Fenomeni de Benzer Savunma Yaptı
Dosyada yargılananlar arasında bulunan ve sosyal medyada "Basel" olarak bilinen Bekir Aslan da savunmasında, "Boykot yapmak ve boykot çağrısı yapmak suç değildir" ifadelerini kullandı. Aslan, "İddianamede görüleceği üzere benim alıntıladığım tweetlerden bazıları direkt Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın beyanlarıdır" diyerek savunmasını güçlendirdi.
Mahkemeden Kararlar ve Erteleme
Mahkeme, avukatların tefrik taleplerinin ve kötü muamele iddiaları üzerine polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının reddine karar verdi. Duruşmaya katılmayan ve mazeret sunmayan sanıklar hakkında zorla getirme kararı çıkarılırken, Cem Yiğit Üzümoğlu'nun telefonunun iadesine karar verildi.
Dava, 17 Haziran 2026 saat 10:00'da görülmek üzere ertelendi. Bu tarihte dinlenmeyen sanıkların ifadeleri alınacak.
İfade Özgürlüğü ve Boykot Hakkı Tartışmaları
Dava, ifade özgürlüğü ile boykot çağrılarının suç kapsamına girip girmeyeceği konusundaki hukuki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesindeki "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu ile sendikal haklar ve siyasi ifade özgürlüğü arasındaki sınırların nasıl çizileceği merak konusu oldu.
Editör Yorumu
Bu dava, ifade özgürlüğü ile suç unsuru arasındaki ince çizgiyi test eden önemli bir hukuki süreç olarak dikkat çekiyor. Sanıkların savunmalarında siyasi figürlerin benzer açıklamalarını referans göstermesi, davayı salt bir hukuki süreç olmaktan çıkarıp siyasi ve toplumsal boyutları olan bir tartışmaya dönüştürüyor. Mahkemenin nihai kararı, benzer durumlarda emsal teşkil edecek nitelikte olacak.







Yorumlar
Yorum Yap