Türkiye'de Yağış Rekoru: Karadeniz'de 66 Yılın Zirvesi, Kastamonu'da Sürpriz Düşüş
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından paylaşılan 2026 su yılı ilk 8 aylık verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar hem uzun yıllar ortalamalarının hem de bir önceki yılın çok üzerinde seyretti. Türkiye genelinde yağış ortalaması 650,9 milimetre olarak kaydedilirken, bu rakam uzun yıllar ortalaması olan 484,5 milimetrenin %34, geçen yılın aynı dönemindeki 371,1 milimetrenin ise %75 üzerinde gerçekleşti.
Karadeniz'de 66 Yıllık Rekor ve Kastamonu'daki Beklenmedik Tablo
2026 su yılının ilk 8 aylık döneminde Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri, son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden birini yaşadı. Karadeniz Bölgesi'nde yağış miktarı 632,5 milimetreye ulaşarak normaline göre %24, geçen yıla göre ise %19 artış gösterdi.
Ancak bölge genelindeki bu yükselişe rağmen Kastamonu'da tablo farklılaştı. Karadeniz'in rekor kırdığı bu dönemde; Kastamonu, Tekirdağ, Bursa, Yalova, Malatya, Bayburt, Erzurum, Rize, Artvin ve Ardahan çevrelerinde yağışların yer yer %20'ye kadar azaldığı tespit edildi. Bu durum, bölgesel yağış dağılımındaki dengesizliğin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Bölgesel Yağış Dağılımı: En Yüksek Artış Güneydoğu'da
Yağış miktarlarındaki en dikkat çekici artış oranı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görüldü. Bölgede yağışlar normaline göre %49 artarak 767,3 milimetreye ulaştı. Diğer bölgelerdeki kayıtlar ise şu şekilde gerçekleşti:
- Akdeniz Bölgesi: 884 mm
- Ege Bölgesi: 712,3 mm
- Marmara Bölgesi: 642,5 mm
- Doğu Anadolu Bölgesi: 638,6 mm
İl bazında yapılan değerlendirmelerde, en yüksek yağış 1150,8 milimetre ile Rize'de, en düşük yağış ise 296 milimetre ile Iğdır'da ölçüldü.
Yağışlı Gün Sayısı Artıyor: Tarımsal Planlama Kritik
Sadece yağış miktarı değil, yağışlı gün sayısı da belirgin bir artış gösterdi. Türkiye genelinde ortalama 99,5 gün yağış görülürken, 1991-2020 dönemine ait ortalama olan 83,1 günün üzerine çıkıldı.
Uzmanlar, özellikle Kastamonu gibi tarım ve orman varlığı yüksek illerdeki yerel azalışların, sera etkisiyle oluşan düzensiz yağış rejimlerinin bir sonucu olabileceğine dikkat çekiyor. Bu verilerin, su kaynaklarının yönetimi ve kuraklık riskinin takibi açısından hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.