Yaşam

Türkiye'de Hayvan Barınakları: 81 İlde Kapasite Krizi ve Yasal Yükümlülüklerin Gerçeği

Haber Merkezi · 23 Eylül 2026

22 Eylül 2026 — Türkiye'de sokak hayvanları yönetiminin kalbi sayılan hayvan barınakları (resmi terminolojiyle 'Hayvan Koruma Evleri' ve 'Geçici Bakım Merkezleri'), yasal zorunluluklar ile operasyonel gerçeklik arasındaki çelişkiyi hâlâ çözememiş durumda. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 2021 ve 2024 değişiklikleriyle belediyelere yüklenen 'barınak kurma ve işletme' yükümlülüğü, 81 ilde farklılık gösteren bütçe ve personel kapasiteleri nedeniyle standartlaşmış bir hizmet kalitesine kavuşturulamıyor.

Yasal Çerçeve ve Belediye Yükümlülükleri

Kanun'un 11. maddesi uyarınca 30 bin üzeri nüfuslu her belediyenin en az bir hayvan koruma evi kurması zorunludur. 2024'de yürürlüğe giren 'Eziyet Yasağı' ve ceza artırımları (idari para cezası 60 bin TL'ye kadar, hapis cezası 2-4 yıl) ile birlikte belediyelerin 'yakalama-sterilizasyon-aşı-yerine bırakma' (TNR) programlarını sürdürebilmesi için barınak altyapısı şart hale geldi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde faaliyet gösteren resmi ve sivil toplum kuruluşuna ait toplam barınak sayısı 300'ü bularken, bu tesislerin doluluk oranları %90-100 bandında seyreder.

Kapasite ve Bütçe Sorunu: 'Kapalı Kapak' Uygulamaları

Büyükşehir belediyeleri (İBB, ABB, İBB, BB) yıllık hayvan hizmetleri bütçelerini 100-300 milyon TL bandında tutarken, ilçe belediyeleri ve küçük iller merkezi bütçe transferlerine (İl Özel İdaresi payları, Merkezi Yönetimden Transferler) bağımlı kalıyor. Bu durum şu somut sonuçları doğuruyor:

Sterilizasyon Hedefleri ve 'Yerine Bırakma' Tartışması

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2024-2028 Strateji Belgesi'nde yıllık 1,5 milyon sterilizasyon hedefi konulmuş. Ancak saha verileri (Hayvan Hakları Federasyonu ve Yerel Hayvanları Koruma Dernekleri verileri) hedeflerin %60-70 civarında gerçekleştiğini gösteriyor. Sterilize edilip sokaklara bırakılan hayvanların yaşlanması, hastalanması ve trafik kazalarında ölümü, 'barınak yer açmadığı için sokakta yaşamaya mahkum edilme' eleştirisini besliyor. Uzmanlar, 'Geçici Bakım Merkezi' modelinin aslında 'Yaşam Boyu Bakım Merkezi'ne dönüştüğünü, bu nedenle yeni girişlerin engellendiğini kaydediyor.

Finansman Modelleri ve Özel Sektör İşbirliği

Belediyeler bütçe açığını kapatmak için 'Hayvan Sahiplendirme Günleri', 'Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri' ve 'Sahip Çıkma' sistemlerine yöneliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 'Vetbüs' mobil kliniği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 'Hayvan Destek Merkezi' modelleri başarı örneği sayılıyor. Ancak bu modellerin ölçeklenebilirliği, belediye başkanının siyasi iradesine ve teknik kadroya bağlı kalıyor.

Çözüm Önerileri: Merkezi Denetim ve Standartlaştırma

Veteriner Hekimler Birliği ve sivil toplum örgütleri, sorunun çözümü için üç temel adımı gündeme getiriyor:

Özetle; Türkiye'de hayvan barınakları sorunu sadece 'bina yapmakla' çözülemiyor. Mevcut yasal çerçevenin (5199 sk. Kanun) getirdiği yükümlülüklerin, merkezi finansman, standartlaştırılmış personel kadroları ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla donatılması şart. Aksi takdirde barınaklar, hayvanlar için 'geçici bir liman' değil, 'sonsuz bir bekleme odası' olmaya devam edecek.

Haberin tamamını sitede görüntüle →