HaberGo
Sağlık

Sosyal Kaygıyı Kötüleştiren 5 Gizli Alışkanlık ve Uzmanların Çıkış Yolu

Sosyal kaygıyı tetikleyen 'güvenlik davranışları' niye döngüyü kırmaz? Uzmanlar kaçınma, telefon sığınağı ve alkol gibi tuzakları ve BDT tabanlı çözümleri açıkladı.

HMHaber Merkezi
· 2 dk145 okunma
Sosyal Kaygıyı Kötüleştiren 5 Gizli Alışkanlık ve Uzmanların Çıkış Yolu
Sosyal Kaygıyı Kötüleştiren 5 Gizli Alışkanlık ve Uzmanların Çıkış Yolu

Sosyal kaygı bozukluğu, toplumun yaklaşık %12-13'ünde yaşam boyu en az bir kez görülen yaygın bir ruh sağlığı sorunudur. ABD Psikiyatri Derneği (APA) verilerine göre bireyler, "yargılanma" korkusuyla sosyal ortamlardan kaçarken, bu kaçışın rahatlattığını sanırlar. Oysa bilişsel davranışçı terapi (BDT) uzmanları, bu alışkanlıkların aslında kaygıyı besleyen "gizli motorlar" olduğunu vurgular.

Kaygıyı Besleyen Beş "Güvenlik Davranışı"

Klinik literatürde "güvenlik davranışları" olarak tanımlanan bu alışkanlıklar, anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede korkuyu pekiştirir. Uzmanlar en yaygın beş tuzağı şöyle sıralar:

  • Sürekli telefon kontrolü: Sohbet boşluklarında veya göz temasından kaçmak için ekrana bakmak, sosyal sinyalleri işlemeyi engeller ve "bağlantısızlık" hissini güçlendirir.
  • Söylecekleri baştan yazıp ezberlemek: Doğal akışı bozar, bilişsel yükü artırır ve hata yapma olasılığını büyüterek performans kaygısını tetikler.
  • Alkol veya madde kullanımı: "Cesaret verici" etki yarattığı sanılırken, bir sonraki gün "anksiöjen" (kaygı artırıcı) geri çekilme etkisiyle döngüyü kilitler.
  • Göz teması kaçınması ve "maskeli" davranış: Bakışları kaçıran veya duyguları gizleyen bireyler, karşı tarafın tepkisini test edemez; bu da "hepsi kötü gitti" yargısını kanıtlamaz.
  • Etkinlikten sonra "ölçüt dışı" değerlendirme: Evde tekrarlanan "Ben nasıldım?" sorgulaması, seçici belleği devreye sokarak sadece hataları büyütür.

Neden Çalışmaz? Negatif Pekiştirme Döngüsü

Bu davranışlar, korkulan sonuç (örneğin "utandım") gerçekleşmediğinde bireye "Bu hile yaptığım için kurtuldum" mesajı verir. Bu durum, asıl korkunun (yargılanma) geçersiz olduğunu öğrenmeyi engeller. Kişi bir sonraki olayda da aynı hileye bağımlı hale gelerek kaygının tabanını genişletir.

Bilimsel Çıkış Yolu: Maruz Kalma ve Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ulusal rehberlerde altın standart olarak kabul edilen Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), iki ana kol üzerinde çalışır:

  • Deneysel Maruz Kalma (Exposure): Korkulan durumlar, "güvenlik davranışları" yapmadan (telefonu çantada bırakarak, göz temasını tutarak) kademeli olarak yaşanır. Beyin, "Kötü bir şey olmadı" verisini kaydeder.
  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma: "Herkes bana bakıyor" gibi otomatik düşünceler, delil toplama yöntemiyle test edilip daha gerçekçi alternatiflerle değiştirilir.

Uzmanlar, bu süreçte bir psikiyatrist veya klinik psikolog desteğinin, özellikle kaygı günlük işlevselliği kısıtlarsa (okul/iş kaybı, evden çıkamama) ilaç tedavisi (genellikle SSRI) ile birleştirilebileceğini hatırlatır. Erken müdahale, kronikleşmeyi ve majör depresyon gibi eşlik eden bozuklukları önlemede kritik rol oynar.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi