Dünya

Sildenafil'in Kanserle Mücadeledeki Rolü: Metastazı Durdurabilir mi?

Haber Merkezi · 28 Temmuz 2026

Sertleşme bozukluğu tedavisinde yaygın olarak kullanılan sildenafil etken maddesinin, kanserle mücadelede beklenmedik bir potansiyele sahip olduğu belirlendi. Weizmann Bilim Enstitüsü'nde yürütülen araştırmalar, bu maddenin kanser hücrelerinin vücuda yayılma yeteneğini, yani metastaz sürecini etkileyebileceğini gösteriyor.

Kolesterol Transportu ve Kanser İlişkisi

Araştırmacılar, kanser hücrelerinin büyüme ve yayılma süreçlerinde normal hücrelerden farklı kimyasal zincir reaksiyonlarına güvendiğini tespit etti. Özellikle kanser hücrelerinin, kontrolsüz büyümeyi beslemek için kolesterolü nasıl kullandığı üzerine odaklanan çalışma, sildenfilin bu süreci kesintiye uğratabildiğini ortaya koydu.

Sildenafil, vücutta fosfodiesteraz tip 5 (PDE5) enzimini inhibe ederek cGMP molekülünün parçalanmasını engelliyor. Araştırma sonuçlarına göre, yükselen cGMP seviyeleri hücre içindeki kolesterol taşınmasına yardımcı olan bir proteine bağlanarak bu transportu azaltıyor. Kanser hücreleri ise bu mekanizmadaki aksamalara karşı oldukça hassas bir yapı sergiliyor.

5 Milyon Hastalık Veri Setiyle Doğrulama

Laboratuvar ortamında fare ve insan kanser hücreleri üzerinde yapılan deneylerin ardından, İsrail'in en büyük kamu sağlık sağlayıcısı olan Clalit Health Services bünyesindeki 5 milyon hastanın tıbbi kayıtları incelendi. Analizler, kanser teşhisi konmuş olup aynı zamanda sildenafil kullanan hastaların, kullanmayan benzer hastalara oranla daha uzun süre hayatta kaldığını gösterdi.

Statinlerle Kombine Etki

Cancer Research dergisinde yayımlanan bulgular, sildenfilin kolesterol düşürücü ilaçlar olan statinlerle birlikte kullanıldığında metastazı daha da sınırladığını ortaya koydu. Tıbbi kayıt analizleri, hem sildenafil hem de statin kullanan kanser hastalarının ölüm riskinin daha düşük olduğunu işaret etti.

Uzmanlar, bu bulguların heyecan verici olduğunu ancak sildenfilin doğrudan bir kanser ilacı olarak onaylanması için daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Laboratuvar ortamındaki başarının her zaman gerçek dünya hastalarında aynı klinik faydayı sağlamayabileceği vurgulanırken, bu mekanizmanın yeni kanser tedavileri geliştirmek için bir yol haritası sunabileceği ifade ediliyor.

Haberin tamamını sitede görüntüle →