Habersitesi
Gündem

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan Yalova Açıklaması: Fay Hattında Risk Var mı?

Haber Merkezi · 9 Haziran 2026

Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde düzenlenen geleneksel Tepreş Şenlikleri'ne katılan ünlü jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgedeki fay hatlarının mevcut durumu ve Marmara depremi senaryolarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. 1894 ve 1999 depremlerinin etkilerini analiz eden Üşümezsoy, Yalova ve Çınarcık hattında yakın vadede bir risk bulunmadığını vurgulayarak, toplumda oluşan korkunun rasyonel bir temeli olmadığını savundu.

Fay Hatları Nasıl Çalışır? 'Kemik' Örneğiyle Açıklama

Fay hatlarının enerji biriktirme döngülerini canlı dokulara benzeten Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kırılan bir fayın hemen ardından tekrar kırılmayacağını belirtti. Üşümezsoy, süreci şu sözlerle özetledi:

"Bir kemik nasıl kırıldıktan sonra hemen tekrar kırılmaz ve ancak kaynadıktan sonra kırılabilecek duruma gelirse, faylar için de aynı durum geçerlidir. 17 Ağustos 1999’da fay hattı Yalova’dan kırılmaya başladı; Hersek Burnu’ndan İzmit’e, Gölcük ve Sapanca’ya kadar uzanan hat boyunca bir kırılma gerçekleşti."

Deniz içinden geçen, 10 kilometre derinliğindeki ve 130 kilometre uzunluğundaki bu koridorun kırılma sonrası yeniden sağlamlaşma sürecine girdiğini ifade eden uzman, bölgenin şu an için sessizliğe gömüldüğünü dile getirdi.

Yıllık 2 Santimetrelik Hareket ve 300 Yıllık Döngü

Enerji birikiminin matematiksel verilerini paylaşan Üşümezsoy, stres birikiminin zamana yayıldığını belirtti. Yılda yaklaşık 2 santimetrelik bir hareket olduğunu kaydeden Üşümezsoy, 100 yılda 2 metre, 300 yılda ise 6 metrelik bir enerji biriktiğini açıkladı. Gölcük'teki 6 metrelik kırılmanın, yaklaşık 300 yıllık bir stresin boşalması olduğunu hatırlattı.

'250 Yıllık Süre Doldu' Tezleri Gerçekçi mi?

İstanbul ve Marmara bölgesi için öne sürülen "1766'dan beri büyük deprem olmadı, 250 yıllık süre doldu" şeklindeki iddiaları eleştiren Prof. Dr. Üşümezsoy, bu söylemlerin jeolojik gerçeklerle uyuşmadığını savundu. Bu noktada tarihsel verilere dikkat çeken Üşümezsoy, şu değerlendirmeleri yaptı:

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bilimsel gerçeklerin provoke edici açıklamaların önüne geçmesi gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.

Haberin tamamını sitede görüntüle →