Ekonomi

Merkez Bankaları Altına Sarılıyor: Küresel Rezerv Stratejilerinde Yeni Dönem

Haber Merkezi · 16 Haziran 2026

Küresel ekonomik belirsizlikler ve artan jeopolitik riskler, merkez bankalarını yeniden altın rezervlerini güçlendirmeye yönlendiriyor. Dünya Altın Konseyi (WGC) tarafından 5 Şubat ile 19 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen kapsamlı ankete katılan 74 merkez bankası, portföy stratejilerinde altının kritik rolünü bir kez daha teyit etti.

Merkez Bankaları Altını Neden Tercih Ediyor?

Anket sonuçları, merkez bankalarının altına yönelmesindeki temel motivasyonun kriz dönemlerindeki yüksek performans olduğunu gösteriyor. Katılımcıların rekor bir oranı olan yüzde 90'ı, altının kriz anlarındaki gücünü temel tercih sebebi olarak belirtti. Bunun yanı sıra, altının uzun vadeli bir değer saklama aracı olması ve portföy çeşitlendirme imkanı sunması, kurumsal talebi canlı tutan diğer ana etkenler arasında yer alıyor.

Jeopolitik Riskler ve Güvenli Liman Etkisi

Özellikle gelişmekte olan piyasalar ve yükselen ekonomilerde, altının jeopolitik risklerden korunma aracı olarak görülme oranı yüzde 85'e ulaştı. Orta Doğu'da yaşanan gerilimlerin altın fiyatları üzerinde dalgalanmalar yarattığı görülürken, ABD ve İran'ın savaşları sona erdirme ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma konusunda sağladığı uzlaşma, piyasalarda pozitif bir yankı uyandırarak altın fiyatlarında yüzde 3'lük bir artışa neden oldu.

2026 Yılı Altın Talebi Ne Olacak?

WGC'nin merkez bankaları sektöründen sorumlu başkanı Shaokai Fan, fiyat dalgalanmalarının merkez bankalarının altına olan ilgisini değiştirmediğini vurguladı. Metals Focus tarafından yapılan öngörülere göre, merkez bankalarının altın talebi 2026 yılında tonaj bazında yıllık yüzde 15 oranında yavaşlasa da, talebin 2022 öncesi seviyelerin üzerinde kalması bekleniyor. Bu durum, altın piyasası için uzun vadeli ve sürekli bir destek mekanizması oluşturmaya devam edecek.

Kurumsal sahipliğin hızla arttığı dikkat çekerken; ankete katılan bankaların yüzde 93'ü halihazırda altın sahibi olduğunu bildirdi. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 81 seviyesindeydi.

Haberin tamamını sitede görüntüle →