Dünya

Husiler Kimdir: Kızıl Deniz'den Sana'a'ya Ensarullah'ın Güç Piramidi ve 2026 Vizyonu

Haber Merkezi · 13 Ekim 2026

12 Ekim 2026 itibarıyla Yemen'in kuzeybatısında etkili olan ve resmi adı Ensarullah (Allah'ın Yardımcıları) olan Husi hareketi, 1990'lı yıllarda bir kültürel direnişten başlayıp bugün Kızıl Deniz'in Bab el-Mendeb boğazı üzerindeki stratejik hakimiyeti ve Sana'a merkezli bir paralelleştirilmiş devlet yapısıyla uluslararası gündemin merkezinde yer alıyor. Hareketin lideri Abdulmelik el-Husi, 2004'ten beri hem askeri hem de ideolojik komutayı elinde tutarak grubu, İran'ın "Direniş Ekseni"nin en etkin Yemen bileşenine dönüştürdü.

Kökenler: Zaidi Marjinalleşmesinden "Genç Müminler"e

Hareketin kökleri, Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii toplumun (nüfusun %35-40'ı), 1962 Cumhuriyet ilanı sonrası yaşadığı marjinalleşme ve 1980'lerden itibaren Suudi destekli Selefi/Salefi yayılmasının baskısıyla şekillenir. Hüseyin Bedreddin el-Husi, 1990'larda "Genç Müminler" (Şebab el-Müminin) adında bir kültürel örgüt kurarak Zaidi kimliğini canlandırmayı hedefler. 2003 Irak Savaşı sonrası "Ölüm Amerika'ya, Ölüm İsrail'e, Lanet Yahudilere, Zafer İslam'a" şiarı (Seyar) benimsenerek hareket anti-emperyalist bir çizgiye kavuşur. 2004-2010 arası altı tur Sa'dah Savaşı, grubu yerel bir ayaklanmadan, Sa'dah dağlarında gurilla taktiğiyle Suudi ordusunu bile zorlayan bir silahlı güce dönüştürür.

Askeri Evrim: Toprağın Altından Denize, Füze Teknolojisinden UAV'lere

2014 Eylül Sana'a'nın düşmesi ve 2015 Mart'tan itibaren Suudi önderliğindeki Arap Koalisyonu'nun "Karatayın Fırtınası" operasyonu, Husileri asimetrik savaş zorunluluğu içinde yeniliklere itmiştir. BM Uzmanlar Paneli raporları ve askeri analizlere göre hareketin envanteri şu ana kadar evrilmiştir:

Sana'a'da Yönetim Modeli: Yüksek Siyasi Konseyi ve "Gözetim" Yapısı

Husiler 2016 Ağustos'ten beri Yüksek Siyasi Konsey (SPK) aracılığıyla yönetim sağlıyor. SPK Başkanı Mehdi el-Meşat (2018'den beri), Başbakan Abdulaziz bin Habtur (2016'dan beri) başkanlığındaki Hükümet-i İttihad ul-Vefak (Birlik ve Dayanışma Hükümeti), Sana'a, Hudeida, Amran, Hacce, Mahvit ve Rayme vilayetlerinde faaliyet gösterir. Kritik fark şudur: Gerçek yetki, Abdulmelik el-Husi'ye bağlı Gözetim Kurulu (Mekteb el-İşraf) ve askerî komuta zincirinde (Savunma Bakanı Muhammed el-Atifi, Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Gemari, Sözcü Yahya Saree) toplanır. Bu yapı, kabili ittifakları (Bekeyil, Haşid, Medhic), vergi tahsilatı (Gümrük, Zekat, Vergi Dairesi - EDA), adalet (Mahkemeler) ve medya (El-Mesire, Saba Haber Ajansı) üzerinde tam kontrol sağlar. Aden'de yer alan ve BM'nin tanıdığı Başkanlık Konseyi (PLC) ile hukuki iktidar çatışması devam eder.

Bölgesel Dengeler: Muscat Koridoru, Tehran Bağı ve Riyad Müzakereleri

Husilerin bölgesel konumu üç eksende döner:

Ekonomi ve İnsani Kriz: İki Para Birimi, Bir Liman ve 21 Milyon İhtiyaç Sahibi

Yemen, BM OCHA 2026 verilerine göre hâlâ dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor: 21.6 milyon insan yardım muhtacı, 4.5 milyon dahili göçmen. Ekonomik kontrol alanı iki yeleğe bölünmüştür:

Gelecek Senaryoları: Meşruiyet, Birlik Riski ve Bölgesel Güvenlik

2026 son çeyreğinde Husiler için üç kritik test öne çıkıyor:

  1. Siyasi Meşruiyet Geçişi: Silahlı gruptan siyasi partiye (veya "Ulusal Kurtuluş Meclisi" benzeri bir yapıya) dönüşüm. PLC ile güç paylaşımı formülü (Başkan, Başbakan, Savunma/Dışişleri bakanlıkları paylaşımı) kabili ve güneyli (Hirak/İştirak) direnişleri riski taşıyor.
  2. Silahsızlandırma ve Entegrasyon: BM 2216 ve 2624 kararları çerçevesinde ağır silahların (balistik füzeler, UAV'ler) teslimi veya devlet envanterine kaydı. İran bağlantısının koptuğunun kanıtı istenecek.
  3. Kızıl Deniz Güvenliği: Uluslararası toplum (AB, ABD, Mısr, Cibuti) Bab el-Mendeb'de "özgür geçiş" garantisi isteyecek. Husiler bu garantiyi siyasi tanıma ve ekonomik kalkınma paketleri (Dünya Bankası/IMF kredileri) ile değiştirmeyi hedefliyor.

Özetle; Husiler artık yok edilemeyecek bir yerel aktör değil, bölgesel dengeyi etkileyen, deniz ticaretini direk olarak hedef alabilen ve İran'ın stratejik derinliğini Yemen'de somutlaştıran bir "devlet-olmayan aktör" (non-state actor) statüsünün ötesinde, bir nevi "kuasi-devlet" konumundadır. 2026'nın kalanında Muscat-Riyad hattının sonucu, Yemen'in birleşik kalıp kalmayacağını ve Kızıl Deniz'in güvenlik mimarisinin kimin tarafından yazılacağını belirleyecek.

Haberin tamamını sitede görüntüle →