Diane Watson cinayeti: 37 yıl sonra tanık Pauline'nin travması ve direnen aşkı
28 Kasım 1989 salı günü, Glasgow'ın Drumchapel semtindeki Drumchapel Lisesi'nin (bugünkü Drumchapel High School) bahçesinde 16 yaşındaki Diane Watson, aynı sınıftaki 16 yaşındaki Andrew Lowden tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olay, okul müdürü ve öğretmenlerin de şahitliği altında, öğle molası sırasında gerçekleşmişti.
Cinayetin tek gözü olan en yakın arkadaşı Pauline McKeown (bugünkü soyadıyla Pauline Docherty), o günün soğuk detaylarını 37 yıl sonra ilk kez bu kadar ayrıntılı anlattı. Pauline, Diane'in kanlı yere yığıldığını, kendisinin şokla donup kalığını ve polis gelene kadar yanından ayrılmadığını hatırlıyor. "Dünyam o an yıkıldı. Ne Diane'i kurtarabilmek ne de olan biteni anlamak için bir şey yapabildim," diyor.
Mahkeme kararı ve serbest kalma
Andrew Lowden, 1990 yılında Glasgow Yüksek Ceza Mahkemesi'nde 'sorumluluk azaltılmış cinayet' (culpable homicide) suçundan yargılandı. Ruhsal sağlık raporları temeline dayanarak cinayet suçlamasından beraat ettirildi ve sınırsız süreli bir hastane emri (hospital order) ile Carstairs Devlet Hastanesi'ne yatırıldı. Lowden, 2000'lerin başında koşullu serbest bırakıldı; bu karar o dönemde Diane'in ailesi ve Pauline tarafından şiddetle tepkiyle karşılanmıştı.
Sessiz yıllar ve bir aşkın doğması
Cinayetten sonra Pauline hayatını durdurdu. Okulu bıraktı, içine kapanıp yıllarca depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) ile mücadele etti. "Uyku kaçıyor, kabuslar görüyordum. Diane'in sesini duyuyordum," anlatıyor. Bu karanlık dönemde yanında olan, okul arkadaşı olan ve daha sonra eşi olan **George Docherty**'di. George, Pauline'in travmasını 'düzeltmek' yerine sadece dinleyerek ve var oluşturarak paylaştı. İkili 1995'te evlendi ve iki çocuk sahibi oldular. Pauline, "George benim hayatıma ışık oldu. O olmasa bugün burada olmazdım," diyor.
Neden şimdi konuştu?
Pauline, torunlarının büyümesi ve Diane'in anısının unutulmaması için sesini yükseltmeye karar verdi. "Diane sadece bir cinayet kurbanı değil, hayalleri olan, gülüşü güzel bir kızdı. Onun adının, onu öldürenin adıyla değil, güzelliğiyle anılmasını istiyorum," diyor. Ayrıca travma yaşayan diğer tanık ve yakınlara "susmayın, yardım isteyin" mesajı veriyor.
Günümüzde Glasgow'da huzurlu bir hayat süren Pauline, Diane'in mezarını düzenli olarak ziyaret ediyor. "Aşk, acıyı silmez ama yaşanabilir kılar. Ben Diane'i her gün hatırlıyorum, ama artık o acı beni felç etmiyor," diyerek sözlerini bitiriyor.