Dünya

Deprem Tahmini Yapılamıyor: Bilim 'Ne Zaman' Diye Cevap Vermez, Riski Hesaplar

Haber Merkezi · 7 Eylül 2026

Dünyanın önde gelen sismoloji enstitülerinden ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) ile Japonistan, İtalya ve Türkiye'nin resmi deprem kurumları (AFAD, Kandilli Rasathanesi) ortak bir bilimsel gerçeği her platformda tekrarlıyor: Kesin deprem tahmini (zaman, yer, büyüklük üçlüsünün önceden bilinmesi) mevcut bilim ve teknoloji ile mümkün değildir.

Tahmin, Öngörü ve Erken Uyarı: Kavram Karışıklığı Neden Tehlikelidir?

Halk dilinde 'tahmin' olarak geçen ve bilimsel literatürde kesinlikle ayrılan üç kavram vardır. Bu ayrım, hem kamuoyu yönetimi hem de politika üretimi için hayati önem taşır:

Neden 'Öncül Buluntular' ve 'Hayvan Davranışları' Bilimsel Kanıt Sayılmaz?

Her büyük depremden sonra gündeme gelen 'deprem bulutları', radyasyon artışı, yeraltı su seviyesi değişimleri veya hayvanların kaçması gibi olaylar, bilimsel olarak öncü (precursor) statüsüne kavuşmamıştır. Nedeni şudur: Bu olaylar deprem olmadan da sık sık gerçekleşir (yanlış alarm), deprem olsa bile her zaman gerçekleşmez (kaçırılan olay). Bilimsel bir öncül için; olayın %100 depremle ilişkilendirilebilirliği, tekrarlanabilirliği ve fiziksel mekanizmasının çözülmesi gerekir. Bugüne kadar bu kriterleri karşılayan hiçbir fiziksal/kimyasal sinyal bulunamadı.

Türkiye İçin Gerçek Tablo: Marmara Boşluğu ve Olasılıksal Haritalar

Türkiye'nin en riskli hatları (Kuzey Anadolu Fayı - Marmara Segmenti, Doğu Anadolu Fayı) için yapılan çalışmalar 'tahmin' değil, sismik tehlike haritaları üretir. AFAD ve MTA verileriyle güncellenen Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası ve Olasılıksal Sismik Tehlike Analizleri (PSHA), bir bölgede 50 yılda aşılma olasılığı %10 olan (yani 475 yılda bir tekrarlayan) yer sarsıntı değerlerini hesaplar. Bu veriler; Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin (sonuncusu 2018, güncellemeleri devam ediyor) dayanağıdır. Marmara için uzman komisyon raporları (örn. 2019 MARTA Raporu), bölgede Mw 7.0-7.6 aralığında bir ana şok riskinin yüksek olduğunu vurgular ama buna bir tarih koymaz.

Yapay Zeka ve Uydu Verileri: Umut mu, Hype mı?

Son yıllarda yapay zeka (makine öğrenmesi/derin öğrenme) ve uydu tabanlı GNSS/InSAR verileri ile fay hareketlerinin (asentik kayma, kilitlenme derinliği) modellenmesinde ciddi ilerleme kaydedildi. Ancak bu modeller;
- Geçmiş deprem kataloğuna dayanarak istatistiksel desenler kurar (fiziksel neden-sonuç değil).
- 'Ertesi gün' değil, 'önümüzdeki 5-10 yıl' gibi geniş aralıklar verir.
- Yanlış pozitif oranı (alarm verip deprem olmaması) hâlâ politika yapıcıların güveneceği seviyede değildir. Bu teknolojiler gelecekte 'operasyonel öngörü' seviyesine gelebilir ama bugün 'tahmin aracı' değildir.

Hayat Kurtaran 'Tahmin' Değil, 'Mühendislik ve Düzenleme' Dir

Tarihsel veriler (1999 Gölcük, 2023 Kahramanmaraş, 1995 Kobe, 2011 Tōhoku) kanıtlar: Deprem ölmez, çöküren binalar öldürür. Japonistan ve Şili örnekleri gösterir ki; Mw 9.0 bile olsa, katı bina denetimi, zemin sınıflandırmasına uygun temel tasarımı ve halk eğitimiyle ölü sayısı binlerce değil, onlarca seviyelerine indirilebilir. Türkiye'de 2018 Yönetmeliği ve 2023 sonrası zorunlu kılınan Deprem Sigortası (DASK) altyapısı, riskin maliyeleştirilmesi adına atılmış adımlardır; ancak 'şehir dönüşümü' hızının deprem döngüsüne yetişip yetişmeyeceği, tahmin yapılamamanın en somut bedelidir.

Ne Yapmalı? Vatandaş ve Yönetici İçin Eylem Planı

Bilim 'ne zaman' demeyince, odaklanılması gereken noktalar şunlardır:

Özetle: Bilim depremi 'tahmin' etmez, 'riski' hesaplar. Bu risk hesaplamaları, mühendislik standartlarına ve denetime dönüşürse deprem 'doğal afet' olmaktan çıkıp 'yönetilebilir risk' haline gelir. Gerçek hazırlık, bir tarih beklemekten değil, binasınızın ve ailenizin bugünkü dayanıklılığını test etmektir.

Haberin tamamını sitede görüntüle →