Bain&Company: Türkiye net sıfır için 500 milyar doların üzerinde yatırım gerekiyor
Bain&Company'nin COP31 öncesinde yayımladığı rapora göre Türkiye, net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için 500 milyar doların üzerinde yatırım ve yıllık 8-9 GW kapasite artışı gerekiyor. Rapor, yenilenebilir enerji kurulu gücünde kaydedilen ilerlemenin fosil yakıt tüketimini azaltmaya yeterince yansımadığını ortaya koyuyor.
Onur Candar, Onur Kayahan ve Yiğit Kılınç tarafından hazırlanan "Türkiye'nin Net Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı Dönüşümün Önüne Geçti" başlıklı analizde, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinde önemli ilerleme kaydetmesine karşın bu kapasitenin fosil yakıt tüketimini azaltmaya yeterince yansımadığı belirtiliyor.
Kurulu güç arttı, fosil yakıt tüketimi azalmadı
Rapora göre Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam elektrik kurulu gücündeki payı 2015-2025 döneminde yüzde 43'ten yüzde 62'ye yükseldi. Ancak yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı yüzde 43 seviyesinde kaldı. Aynı dönemde rüzgar ve güneş enerjisindeki büyüme doğalgazdan elektrik üretimini azaltırken, kömürden üretimin artması nedeniyle fosil yakıtlara dayalı toplam elektrik üretimi büyük ölçüde değişmedi.
Türkiye 2025 yılında 6,8 GW'lık yeni rüzgar ve güneş kapasitesini devreye aldı; 2035 hedeflerine ulaşmak için ise yıllık 8-9 GW'lık kapasite artışına ihtiyaç duyuyor.
500 milyar dolarlık yatırım ve finansman engeli
Analize göre Türkiye'nin 2053 yılına kadar enerji dönüşümü için 500 milyar doların üzerinde yatırıma ihtiyacı bulunuyor. Bu tutarın sektörel dağılımı şöyle:
- Enerji sektörü: 210-270 milyar dolar
- Binaların dönüşümü: 80-200 milyar dolar
- Sanayi: 70-80 milyar dolar
- Karayolu ulaşımı: 35-50 milyar dolar
- Tarım: 25-40 milyar dolar
Raporda özellikle sanayi, binalar ve ulaşım sektörlerinde uzun vadeli finansman ihtiyacının dönüşümün önündeki temel engellerden biri olduğu ifade ediliyor.
Enerji ithalatı cari açığı baskılıyor
Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığı da raporun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Ülkenin 2025 yılında enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 69'unu net ithalat yoluyla karşıladığı, enerji ithalatının yaklaşık 63 milyar dolar, net enerji dış ticaret açığının ise 47 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Yerli yenilenebilir enerji üretiminin artırılması ve enerji verimliliği yatırımlarının, yalnızca emisyonların azaltılması açısından değil, cari açığın düşürülmesi ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi bakımından da kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.
Sanayi ve AB karbon sınır düzenlemesi
Raporda sanayi sektörünün Türkiye'nin toplam nihai enerji tüketimindeki yüzde 30'luk payıyla en büyük tüketici konumunda bulunduğu dikkat çekiliyor. Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) özellikle ihracatçı sanayi kuruluşları üzerindeki etkisinin artacağı belirtilirken, Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünün AB'ye gerçekleştirildiği hatırlatılıyor. Karbon fiyatlandırmasının Türkiye'de etkin biçimde uygulanmasının, karbon gelirlerinin Avrupa Birliği yerine Türkiye'de kalmasına ve sanayinin dönüşüm yatırımlarının finansmanına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Dönüşümün sonraki aşaması
Bain&Company, Türkiye'nin enerji dönüşümünde bundan sonraki aşamanın yalnızca yeni yenilenebilir enerji santralleri kurmakla sınırlı olmadığını vurguluyor. Elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, enerji depolama kapasitesinin artırılması, sanayide elektrifikasyon, binalarda verimlilik ve elektrikli araçlara geçişin hızlandırılması gerektiği belirtiliyor. Raporda dönüşümün hızını belirleyecek üç temel unsurun karbon fiyatlandırması, elektrik ile fosil yakıtlar arasındaki maliyet dengesi ve yatırımların finansal olarak uygulanabilirliği olacağı ifade ediliyor.
COP31 öncesinde yayımlanan rapor, Türkiye'nin kapasite artışında kaydettiği başarının dönüşümün tek başına yeterli olmadığını; şebeke, depolama, elektrifikasyon ve finansman boyutlarının da eş zamanlı ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.