Avrupa'da Hava Durumu Değişiyor: Jet Akımı Yağışları Geri Getirecek mi?
Avrupa genelinde, özellikle Fransa'da etkili olan şiddetli sıcak hava dalgası yavaş yavaş etkisini kaybederken, gözler atmosferdeki kritik bir değişikliğe çevrildi. Toprakların mevsim normallerinin üzerinde kuruluk yaşadığı bu dönemde, polar jet akımının (jet stream) güneye kaymasıyla birlikte yağışların geri dönme ihtimali güçleniyor.
Kuzeyde Ferahlama, Güneyde Sıcaklar Sürüyor
Hava modellerine göre, Fransa'nın kuzey bölgeleri önümüzdeki günlerde daha nefes alınabilir bir atmosfere kavuşacak. Sabah sıcaklıklarının 13-15°C, gündüz ise 25-28°C civarında seyretmesi bekleniyor. Ancak güney bölgelerde durum farklı; Mağrip, İspanya ve Sardinya üzerinden gelen sıcak hava kütleleri nedeniyle sıcaklıkların 35°C'nin üzerine çıkabileceği ve sıcak hava uyarılarının devam edeceği öngörülüyor.
25 Temmuz'da Kritik Dönemeç: Jet Akımı Etkisi
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) verilerine göre, 25 Temmuz Cumartesi günü itibarıyla atmosferik dengeler radikal bir şekilde değişebilir. Soğuk ve sıcak hava kütleleri arasındaki sınırı belirleyen polar jet akımının alçalması ve Batı Avrupa yönüne doğru güçlenmesi bekleniyor.
Bu durum, İzlanda'da düşük, Azorlar'da yüksek basınç şeklinde seyreden NAO+ rejimine benzer bir yapı oluşturabilir. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, Fransa ve çevresi İzlanda'dan Britanya Adaları'na uzanan bir depresyonun etkisiyle serin ve nemli bir hava akımına maruz kalacak. Bu süreç, Haziran ortasından beri görülen sıcak seyrin ardından sıcaklıkların mevsim normallerinin altına düşmesi ve şiddetli yağışlar ile fırtınaların yaşanması anlamına geliyor.
Kısa Süreli Bir Rahatlama mı?
Uzmanlar, bu serin ve yağışlı dönemin kalıcı olmayabileceği konusunda uyarıyor. Mevcut modellemeler, 28 Temmuz Salı gününden itibaren Avrupa üzerinde yeniden bir yüksek basınç blokajının oluşabileceğini ve güneşli, aşırı sıcak günlerin geri dönebileceğini gösteriyor. Ancak tahminlerin 7 gün üzerindeki güvenilirlik oranının %60 seviyelerinde olduğu belirtilerek, bu verilerin kesin tahminlerden ziyade güçlü sinyaller olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.